“TERÖRİST BOMBASI SİLAHI OLUP DA UÇAĞI VE HAVA KUVVETLERİ OLMAYANDIR.”Terörün efendileri kitabından.WİLLİAM BLUM
Şehrin bir yerinde kahve çay ocağı gibi bir yer vardı. Birkaç genç oralarda oturup çay içiyorlar yani takılıp vakit geçiriyorlardı. Bana da hocam diye saygı gösteriyorlar camide rasgeldikçe götürüp çay içiriyorlardı. Sohbet ederken sohbet esnasında içlerinden bazılarının Kafkas orijinli olmadıkları halde Çeçenistan a gidip savaştıklarını, Karabağ olayları çıkınca Çeçenlerle beraber karabağ da da savaştıklarını söylediler.Gençler o kadar malumatlı ve donanımlı ki dünya küçük bir cep aynası gibiydi kafalarında.Adamlara ölüm ve dünya hayatı birdi retoriklerinden edindiğim söylemlerinden anladığım kadarıyla.
. ARAP ASILLI, AZERİYLE EVLİ MÜCAHİD NE DEMİŞTİ
Günlerden bir gün yine camiden çıktık o gençlerden birisi yaklaştı Allah kabul eylesin hocam vs. Nasılsınız diye hal hatır sorduk ve gitmek istediğimde; hocam bir Çeçen mücahidi misafirimiz var tanışmak isterseniz dedi. Tabii dedim ve gittik herhalde dediğim çay ocağıydı, birkaç yıl oldu o çayocağı kapandı ve arkadaşlar herhalde işe girdiler pek görüşemiyorum, kendilerini de göremiyorum.
Gittik ve çok çok uzun boylu esmer buğday benizli bir kardeşimiz olan Müslümanla tanıştırıldık. Azeri aksamıyla konuşuyordu. “Azeri misiniz dedim hayır ben Arapım ve Arabistanda şu anda 8 çocuğum ve ailem yaşıyor. Ailem Azeri dedi.Bana Çeçen mücahidi olduğunuz söylendi diyince evet dedi 8 yıl Şehid basayev’in komutasında Çeçenistan’da savaştım. Karabağ olayları başlayınca bir kısmımız orada görevlendirildik.”Dedi.
Amerika yani A.B.D size terörist diyor, siz terörist misiniz? Bu söylem Çeçen dağlarında, Azerbeycan ve Karabağda savaşan mücahidler tarafından nasıl anlaşılıyor/okunuyor? Bu söylem sizde bir suçluluk psikozu oluşturuyor mu yani siz gerçekten terörist misiniz, diye sorunca yakışıklı ve çok uzun boylu Arap mücahid o kadar şiddetli öfkelendi ki; bir kalktı geri oturdu hayli sinirli sinirli nefes alıp verdi ve dediğim şekilde Arap/Azeri karışımı şivesiyle. Eğer ben gider Washington da adam öldürürsem o zaman teröristim. Ama benim ülkemi işgal edenlere karşı Allah ın Kur’an daki emri olan cihadı yerine getiren; dinini, imanını ve hatta yabancılara karşı namusunu korumak için savaşan mücahidim ben dedi, kısaca. Yani taa 4-5 yıl evvel benim terör ve terörist algımı değiştirmişti Şamil Basayev’in askeri kahraman Arap kardeşim Azeri eniştesi Müslüman..
Kastamonu kaos planının ardından bir yazı yazan Yazar Şükrü Hüseyinoğlu, son Kastamonu karanlık/kirli kaos teşebbüsünden sonra kaleme aldığı yazısında efradını cami ağyarını mani denen fazlası ve eksiği olmayan mükemmel bir makale döşedi. Yazar, işin ehemmiyeti ve tekrar tekrar sahnelenen insanlık suçu işleme ve işletme ile garibanlara yıkarak daha da çok kaos yaratmaların arkaplanına ışık tuttu
SÖMÜRGEYE KARŞIYSANIZ MANTAR TAPANCANIZ YOKSADA TERÖRİSTSİNİZ. BİR BÜYÜK İSKENDER HİKAYESİ
Dünya ekonomik siyasi hegemonlarına karşı mazlumların yanında yer alıyorsanız ve bir de hava kuvvetleriniz de yoksa elinize tek bir tabanca almasanız da terörist olarak adlandırılmaya mahkûmsunuz! Günümüzün en yalın gerçeği olan bu büyük saptırmaca, bana “Büyük İskender”le korsan arasında yaşandığı aktarılan diyaloğu hatırlatıyor. Noam Chomsky’nin "Korsanlar ve İmparatorlar" adlı kitabını okuyanlar bilir. Chomsky bu kitabında, St. Augustine’den naklen, “Büyük İskender”le, Akdeniz´de onun askerlerince yakalanan bir korsanın hikâyesini anlatır.
İskender korsana "Hangi cesaretle denizlerde saldırganlık yapıyorsun?" şeklinde hesap sormaya kalkıştığında, korsan, haklı olarak şöyle cevap verir: "Sen hangi cesaretle tüm dünyaya saldırabildin? Ben sadece küçük bir gemiye sahip olduğum için hırsız diye adlandırılıyorum. Sen ise aynı şeyi çok büyük donanmayla yaptığın için imparator diye adlandırılıyorsun."
“Büyük İskender”le, Akdeniz´de gemileri yağmalayan korsan arasında geçtiği söylenen bu diyalog, asırlar sonra günümüzdeki güç ve egemenlik ilişkilerine de ışık tutucu mahiyettedir. Şayet terör, insanları dehşete düşürerek sonuç almak maksadıyla hedef gözetmeksizin insan öldürmeye yönelmek demekse, ki bence terör kelimesinin karşılığı budur, bu fiilin en büyük temsilcisinin Amerika Birleşik Devletleri olduğuna kim itiraz edebilir? Bugün medyanın ve politikacıların dilinden düşmeyen “terör” ve “terörist” sözcükleri, yalan dolanlarla ülkeleri işgal eden, gün aşırı katliamlar yapan, kitle imha silahlarını kullanmaktan imtina etmeyen bu “süper terörist”in tanımladığı ve işgal ve sindirme aracı olarak teçhiz ettiği sözcüklerdir.
ŞİDDETİ UYGULAYAN SADECE ABD DEĞİL
Tabii ki, yukarıda tanımlamaya çalıştığımız gerçek anlamıyla terör, en büyük temsilcisi ve icracısı o olsa da ABD’ye mahsus bir yöntem ve fiil değildir. Dünyada, terör olarak niteleyebileceğimiz ölçüsüz şiddet anlayışını bir yöntem olarak benimsemiş birçok odak vardır. Bu odaklar arasında hava kuvvetleri olan da, olmayan da mevcuttur. Vicdan sahibi insanlara düşen, hiçbir ayrım yapmaksızın, terörün bir yöntem olarak benimsenmesine ve kullanılmasına karşı çıkmaktır. Tabii bunu yaparken, küresel korsan “Büyük İskender”le, onun zulmüne karşı durmak adına, Akdeniz’i kullanan birkaç ticaret gemisine saldıran korsanı aynı kefeye koyma yanlışına düşmeden…
Bizce şiddet şiddettir ve haksız haksızdır. İster küçük gemi ile dilerse uçakla yapılsın. Zalimin haksızın namussuzun küçüğü büyüğü olmaz. Haksızlığın olduğu yerde hakkı ikame etmek için indirilmiştir Kur an ve bütün Müslümanlar Allah ın halifesi sıfatıyla karşı koymak ve haksızlığı gidermekle muvazzaftır. Canları pahasına dahi olsa…Huzur ve barış dolu günler dileğiyle…