Günler çok çabuk geçiyor.
Zaman su gibi akıp gidiyor.
Bitmez denilen süre çoktan tükendi.
Artık yolun sona gelindi.
Dünya bizi izliyor.
12 Hazirana az kaldı.
Politikacılar seçmene ulaşabilmek için bütün kanalları zorluyor.
Geniş kitlelere ulaşabilmenin gayreti içerisindeler.
Akla uygun her iletişim kanalını kullanmaya çalışıyorlar.
Bu süreçte yeni adaylar çok heyecanlı.
İşlerinde sakin olan adayların sayısı da çok değil.
Politika kızışıyor.
Söylemler derinleşiyor.
Süreci en iyi şekilde geçirebilmenin bedeli ödeniyor.
Koşuşturmalar bitmek bilmiyor.
Yorgun bedenleri bu günlerde politikacılar taşıyor.
Bu günlerde politikacı kimliği taşımak oldukça zor.
Mesai çok uzun.
Gündüz koşturmaca, gece koşturmaya devam ediyor.
Bütün bu koşturmanın nedeni sanırım sıcak bir dost el için.
Kimi politikacı çok yorulurken kimileride gölgeyi seviyorlar.
Başkalarının gölgesinde, sakin kalmayı kabullenmiş gibiler.
Fazla telaşa gerek yok dercesine sakin olabiliyorlar.
Hep sormuşumdur.
Acaba, yıllar öncede politika böyle miydi?
Yakın tarihimizde çok renkli politikacılar tanıdık.
Unutulmaz kareler bıraktılar Türk siyaset sayfalarına.
Geriye doğru isimleri saysam, okurlarımız dün gibi hatırlayacaklar bu politikacıları.
Dünyada da böyle değil mi?
Günümüzde de unutulmaz çok renkli politikacılar yok mu?
Fransa desem Sarkoz’i
İtalya’dan Berlisconi unutulmaz renkli politikacılar değil mi?
Türk siyasetinde unutulmazlar arasında kendine yer edinmiş pek çok politikacı var.
İster renkli bir politikacılık yapsın, ister sıradan politikacılık yapsın, hepsinin bu günlerde işleri çok zor.
Ağlamayana meme yok.
Boş çuval dik durmuyor.
Her işte olduğu gibi politikada da akıl önde geliyor.
Bernard Shaw derki;
Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da akıllarını kullanır.”
Politikada da akıl akıldan üstündür.
Bazen uç gibi gelen yaklaşımlar, beklenmedik katkıları getirebilir.
Olmaz denilen tanıtımlar, unutulmaz çalışmalar olarak, insan belleğine kazınabilir.
Bu günlerde politikacılar çok konuşuyor.
Halk dinlemede ve sessizliğini koruyor.
Politikacılara göre halkımız çok sessiz.
Şimdi halk gözlemle meşgul.
Soru sorsanız, rengini belli etmiyor.
Ser verip, sır vermiyor.
Ben bilirim, bu benim işimdir, dercesine.
Süreç çok yaklaştı.
12 Hazirana ne kaldı?
İstiyoruz ki;
Haziranda güzel ülkemizin kazansın.
İstiyoruz ki güzel insanımızın, yarını için güzel siyaset yapılsın.
İstiyoruz ki doğru, adaplı, herkesi kucaklayan, ayırmaya ve kayırmaya gerek duyulmayan bir siyaset yapılsın.
Eskiden temiz siyaset derlerdi.
Şimdi açık, şeffaf bir siyaset deniliyor.
Unutmayalım!
Dünya bizi izliyor.
Bunun için
Gelecek için
Çocuklarımız için
Barış için
Dünya için
Temiz ve kucaklayıcı bir siyaset.
Yine unutmayalım!
Güzel bir Haziran tüm ülkenin ortak beklentisidir.
Kemal DEMİRCİ