Malumunuz iki hafta sonra seçimlerdeyiz, burada bazı konularda vatandaşımızı uyarmadan geçemeyeceğim. Bilindiği gibi şu andaki hükümetin Türkiye´yi nasıl bir kalkınma hamlesine soktuğu aklı selim herkesin bildiğini tahmin ediyorum. Gerçekten Türkiye´mize yaraşır şekilde hükümetin gece gündüz halkımız için çalıştığını taa yurt dışından bizler görüyoruz. Türkiye´mizin nasıl kalkınma hamlesi yaptığını bilmeyenler Türkiye´mize saygısızlık etmiş olur. Bence halkımız 50 kere düşünüp oyunu ona göre vermeli, çünkü istikrar çok önemli. Memleketimizin kalkınmasını istiyorsak, istikrardan yana oyunuzu kullanmanızı tavsiye ederiz. Belki siz şu andaki hükümetin farkında olmayabilirsiniz, ben sadece sorumluluğumu dile getiriyorum. Uyarmak benden oy vermek sizden, çünkü biz yurt dışında yaşıyoruz. Son yıllarda neler olduğunu hangi devletlerin uçurumda ve hangi devletlerin uzayda olduğunu fevkalade görebilen insanlarız. Sıralamak gerekirse, uçurumda olan ülkeler bir zamanların devleri. Bu devler ABD, Almanya, Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri. Şahlanan da hem ekonomisi ile hem de yönetimi ile Türkiye´miz, dünyada istikrarlı ve ekonomisi ile son yıllarda uzay çağını yakalayan Türkiye´den başka bir ülke değil. Örnek vermek gerekirse, çevremdeki devletlere bakıyorum: Almanya, sanki Almanya gitmiş yerine batmış bir devlet gelmiştir. Emekli maaşlarını ödeyemez bir Almanya karşımızda ve kasası boş. Kırk sene çalışmış bir insana bile 500 Euro gibi düşük bir maaş bağlamışlar. Bunu duyup da bu olmaz demeyin, isteyene belgeyle ibraz ederim. Benim bildiğim önceki Almanya ile şimdiki Almanya´nın arasında dağlar kadar fark var. Deyim yerinde ise eski adı ile Almanya ayakta duruyor. İşsizlik had safhada, vatandaşı bir Euro´ya saat ücretine çalıştırıyorlar, gitmeyenin işsizlik parasını kesiyorlar. Almanya´nın ve Avrupa´nın yaşanacak bir hali kalmadı. Diğer devletlerin de Almanya´dan aşağı kalır yanı yok. Hal böyle olunca, bizim ülkemize bakıyorum ve ne kadar büyük bir çağ atladığımızı görüyorum. Umarım halkımızı kısa da olsa, son kriz ile birlikte Türkiye´mizin ne kadar büyük bir yükseliş gösterdiğini ve buna nispeten Avrupa´nın ve Amerika´nın ne denli çöküşünü sanırım çoğunuz biliyorsunuz. Umarım bunları iyi düşünerek geleceğinize oy verirsiniz. Kimseye şu veya bu partiye oy verin demiyorum, ama herkes vicdanını eline alsın ve ona göre düşünsün ve vereceği oyu ona göre versin. Bizden uyarması, uyarmadı demeyin.
Bizim burada hükümet´ten yurt dışındaki vatandaşlar olarak bazı isteklerimizi aşağıda sıralıyorum, umarım yetkililer bu yazımı okur ve de bir çözüm üretirler:
1.) Konu olarak vergi affının yurt dışındakiler de gözetlenerek, mesela Temmuz´un sonuna kadar uzatılırsa, bir nebze de olsa yurt dışındaki vatandaşlarımız da bu haktan yararlanabilirler. Çünkü çoğumuz çalışıyor, ancak Temmuz´un ortalarında izine ayrılabiliyoruz. Bunlar düşünülerek sürenin buna göre ayarlanmasını, deyim yerinde ise yurt dışındakilerin üvey evlat muamelesi görmesini istemiyoruz. Süre uzatılırsa hem Türkiye´miz için, hem de buradaki 3 Milyon vatandaşın hem ekonomiye, hem de kendilerine rahatlık getireceklerini umuyorum. Dileğim hükümetimizin bu konuda duyarlı davranıp izin zamanını göz önüne alıp sürenin en azından yurtdışındaki Türklere Temmuz sonuna kadar uzatılması imkanını vermelerini beklemekteyiz. Daha beklediğimiz çok şey var, ama henüz birşeye kavuşamadık.
2.) Türkiye´deki telefon şebekelerinin anında telefonu görüşmeye kapattıkları malumunuz. Bu konuda en azından iki ay süre ile vatandaş Türkiye´deki hatlardan alarak izinlerinde buranın kartlarını kullanma mecburiyetlerini ortadan kaldırmış oluruz. Bu konuda hem ülkemiz kazanır, hem de bizim GSM Operatörleri kazanmış olur. Aksi taktirde buradaki kartlarla Türkiye ile konuştuğumuzda çift taraflı ödemek zorunda kalıyoruz. Bu konunun hükümetimizce dikkate alınıp gerekli talimatların verilmesini ivedilikle beklemekteyiz.
3.) Bir de buradaki vatandaşın kendi aracı en azından bir yıl süre ile memleketimizde kalması sağlanmalı. Bu sadece emekliye dönük olmamalı, çünkü böyle bir durum olursa vatandaş rahat bir şekilde uçaklarına biner ve geri dönerler, paraları da memleketimizde kalmış olur. Yollarda çektiklerimizi biz biliriz, yetti artık canımıza, Yugoslav ve Bulgarlardan çektiklerimiz. Kuyruklarda inim inim inliyoruz. Umarım bu konuda da hükümetimiz yurt dışındaki vatandaşların dertlerine çare bulurlar. Beklentimiz bu yöndedir.
4.) Pembe Kartların veya Mavi Kartların ne işlere yaradığını sanırım Türkiye´deki kamu kuruluşlarındaki bazı kişilerin hiç bilgileri yok. Vatandaş Mavi veya Pembe Kartlar ile hiçbir işlem yaptıramıyor. Ne ev alabiliyor ne de mal´ini satabiliyor. Neymiş efendim, pasaportun tercümesi, bilmem nesi, vatandaşa olmadık zorluklar çıkartıyor, bu konuda valiliklere bir genelge göndererek ilgili kuruluşlara bu konuda talimat verilmesini beklemekteyiz. Yoksa, Türkiye´de bu Mavi veya Pembe Kart ile bir işlem yaptırmak oldukça zor. Madem bunlar verildi, bunları veren T.C. Devleti gerekli yerlere de uyarıları yapması lazım. Şahsen benim karşılaştığım çok problemler oldu. Bunları tanıyan bile yok, ben böyle birşey görmedim diyor. Taa Kaymakama müracaat ettim ve sorunumu anlattım ve zar zor çözüm yolu buldum. Bu konunun acilen bu aylarda çözülmesi lazım, çünkü beyannameler, vergi affından yararlanmak isteyenler bu saydığım zorluklar ile karşı karşıya kalır ve hiçbir şey çözemezler. Çünkü bizim memurumuz kendi bildiğini okumaktadır. Bu Mavi veya Pembe Kart´ı ise yaramaz kağıt parçası olarak görüyorlar, madem böyle görülecekti, bunlar bize neden verildi? Umarım bu konuda yeni bir düzenlemeye gidilir.
Son olarak da spor ile ilgili birkaç kelime yazmak istiyorum.
Bilindiği gibi ligler bitmek üzere, bu sene de istediğimiz yerde olamadık, anlamak mümkün değil. Hedef olarak Avrupa´yı seçmiştik ama Avrupa´nın A´sına bile gelemedik. Soruyorum, her sene, her sene aynı hikaye. Bu takımda bir şeylerin ters gittiği belli. Bu kadar sakatlık mı olur? Sağlık ekibinde bir problem var, anlaşılan. Bu kadar sakatlık hiçbir takımda görülmüyor. Madem ikinci yarıda bu kadar hedeften uzak kalınacaktı da, neden transfer yapıldı? Boşa giden paralara mı acıyalım. Bu bizim Kayseri yönetimini anlamakta güçlük çekiyorum. Umarım bu son olur, yoksa seneye de böyle olursa, yönetimin sonu olur. Bu böyle biline.
Diğer temsilcimiz Erciyes ise bu kadar milyarların harcandığı ikinci yarıda, sanki bir his bana diyor ki, Kayseri ileri gelenleri bu şehirde iki takımın Süper Ligde olmasını istemiyorlar. Sebep çok açık. Madem istenmiyordu, neden bu kadar transfer yapıldı? Bunlar sorgulanmalı. Taraftar ikiye bölünür diye endişelenen yöneticiler bir adım ötesini göremiyorlar. Zamanla bu söylediğim de olacak. Koskoca milyonluk şehri bir takımla idare etmek hangi mantığa sığar? İki de olsun, üç de olsun, zararı mı olur? Şehrimize taze para ve hareketlilik getirir. Ama birileri bizden daha başarılı olacak diye, herkesin önünü kesmenin ne anlamı var. Umarım benim bu yazımdan kendilerine pay çıkarırlar. Seneye her iki takımımıza da birini Avrupa´da, diğerini de Süper Ligde görmek dileğiyle.
|