Yazmayacaktım: direndim. Yazının adını “En Zayıf Halka” koymadan önce, konuyu başka açılardan düşündüm ve farklı başlıklarda gezindim. “Yedi Güzel Adam’dan birini düşledim. Sonra bu tolumun bir ferdi olarak, ben de bir erkek olarak, şimdilik “konuyu geçeyim” dedim. Çünkü gündeme getirildiği zaman “belden aşağı vurulan“ bir zaman dilimiydi. Ama geçemedim; çünkü konu sadece Türkiye’nin değil; dünyanın da gündemindeydi.
Dünya Bankası başkanı, bugün, görevinden istifa etti. Müslüman olmayan bir dünyada, “ekonominin bir numaralı adamı”, “beline sahip olamadığı iddiasıyla” gündeme düştü ve görevinden istifa etti. Türkiye’de de, özellikle genel seçim öncesinde, “kasetli-masetli olaylar” gündemdeydi. Konu yine “En Zayıf Halka” idi. Buna bağlı olarak, “Ağzı olan konuşmaya başladı.” Bu da bizden olsun.
Halkı Hıristiyan olan ya da halkı Müslüman olmayan ülkelerde, üst düzeyde olan ya da olma konumuna gelen kişilerin “En Zayıf Halka” nedeniyle sorgulandıkları olmuştur ve olmaktadır. İtalyan ve Fransız Başbakanları gibi. Ama ki Hıristiyanların konuya bakışı farklıdır. Bu yüzden, mesele “su götürdü” ve adamlar sıkıntılı günler geçirse de, yerlerinde kaldılar. Sonuncusu ise ekonominin başkanını yerinden etti.
“Allah’ın Sözü” ne büyüktür ki, tek eşliliği kanun haline getiren Roma/Batı Hukuku ve onun çağdaş Sezarları, Françiskoları, koydukları kanunu, kendileri oydular. Dünyaya dayatılan tek eşlilik kanunu -en üst düzeyde- delindi. Kur’an kavramı “Sünnetullah”, “Allah’ın koyduğu kanunda değişiklik göremezsin” sözü bir kere daha gerçekleşti.
Halkı Müslüman olan bizim gibi ülkelere gelince, bakış açıları çok daha farklı. % 90 oranında Müslüman olduğu sanılan bir ülkenin kanunları, “AB uyum yasaları çerçevesinde” değiştirildiği için, “zina, suç olmaktan çıkarılmış” durumda. Ama halkın büyük çoğunluğunun gözünde, “inancı gereği” suç olmaya devam etmektedir. Ancak kanuni yaptırımı olmayan; geleneksel bir suç olarak. Bu yüzden “kaset” görüntüsüne takılanlar, adaylıktan istifa etmek zorunda kaldılar. Sorumluluk olarak, zinanın “Z”sini bile düşünmeyenler, halkın “oy” yoluyla, kendileriyle birlikte partilerinin de cezalandırılacağını düşündüler. Kaseti seçim öncesinde ortaya çıkaranlar “zinaya karşı değil” aslında “menfaatlerine taraf’tılar. Zinanın “büyük günah” olması onların gündeminde değildi; olsaydı o gün yayınlarlardı. Nitekim Muhalefet Partisi de kendi içindeki bir hesaplaşmayı “En Zayıf Halka” yoluyla bitirmişti.
Kuran’da, zina yapmayı bırakın, semtine bile yaklaşmak yasaktır. Çünkü zinaya götüren yollardan birine girenin zina yapmaması için “Yusuf olması” gerekir. O da bir tane çıkmıştır. Bu yüzden İslam müctehidleri, zinaya götüren yolları da haram sayıp; kapıyı sımsıkı kapatmışlardır.
Adımız Yusuf olmasa da Yusuf Suresi’nin anlamını okuyalım. Yusuf (a.s.) uç örnektir. Müslümanlar Yusuf olmaya özenmeli ama benim gibiler “Yusuf gibi imtihan olmamayı” Allah’tan dilemelidir. Çünkü “erkeklerin en zayıf halkası” bu konudaki imtihandır.
“Beline sahip olmak” şeklinde atasözlerimizde ifade edilen namusun karşıtı zina, Müslümanlıkta büyük bir suçtur. Dünyalık cezası, Nur Suresi’nin başında geçmektedir. Ahiretlik cezasına gelince, Furkan Suresi’nin sonlarında geçer. Hatta ayetin okunuşunda tecvid/diksiyonla ilgili olarak, zamirin –istisna olarak- çekilmesi, ilginçtir. Okumayı bilip de neden okunduğunu bilmeyen bir sürü Müslüman olsa da, istisna olarak zamiri çekme, cezanın ağırlığıyla ilgilidir. Cezası Cehennem’dir ama sıradan değil. Zamiri çekmeden “Cehennemin dibi” olan anlam, zamiri çekerek okuyunca “Cehenemin dibiiiiiiiii!” olarak derinleşir.
Cinsellik bitkilerde, böceklerde, hayvanlarda da vardır ama topu topu bir haftadır. Cinsellik, üreme ve türemenin kanunudur. Ancak sınava tabi insan için -günün moda anlatımıyla- 7x24’dür. Bu yüzden Yaratıcı tarafından nikâh helal, zina haram kılınmıştır. Buna inanan Müslüman, inanmayan gavur olur. Fakat “ağzı olanın konuştuğu” dünyamızda “özel hayat” gibi yamuk laflar edilmektedir. Müslümanın özel hayatı mahremiyledir ve onunla kimsenin ilgilendiği görülmemiştir. Ama Genç Abdal’ın (ö:1874) söylediği gibi “İçi kâfir dışı Müslüman çoktur.
Halkının çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede, Müslümanlığın değerlerinin yalama olması, müthiş bir yıkımdır. Anlamadan defalarca hatmettiğimiz Kuran’ın ilk ayetleri “Bu Kitabda şüphe yoktur; kesinlikle bu kitap inananlara kılavuzdur” diye söze başlar. Bu yüzden, Kitap’ta geçen Allah’ın buyruklarına inanan Müslüman, inanmayan gavur olur. Nüfus cüzdanından din hanesinin silinmesini isteyenlerdenim. İki tarafında iki yüzlülükten kurtulması; gâvurun Müslümanın –kendi iradesiyle- belli olması için.
Cinsellikte en zayıf halka anlaşıldı ama –haydi kafiyeli olsun- dinsellikte de en zayıf halka, İslamiyet’in kavramlarının yalama olmasıdır.