Ortalık toz duman.
Hiçbir ülkücü Devlet Bahçeli beye hakkını helal etmez.
Şu koskoca siyaset çınarı MHP’yi düşürdüğü duruma bak.
İlkelerinin başında ‘Ahlakçılık’ bulunan bir partinin yönetimine, nerede bir hafif meşrep varsa, mumla arayıp getirirsen sonunda olacağı bu işte.
Canını-malını hiçbir şeyini davası için esirgememiş olan, Ülkücüler açısından bu olup-bitenler, bir ilahi adaletin tecellisidir bana göre.
Devlet Bey ülkücülerin haklarını helal ettirmelidir yoksa daha çok şeyler gelir başına.
Bütün seçimlerde, dudaklarını kanatırcasına şimdi ne pot kıracak diye ısırarak sabretti ülkücüler Sayın Bahçeli’ye.
‘Eğer Bahçeli konuşmassa barajı aşarız’ diyen ülkücü dostlarımı hatırlıyorum.
İtilip –kakılmalarına rağmen büyük bir sabırla bu güne kadar geldiler.
Miting alanını birlikte gezdiğim ülkücü dostumla, dağıtılan Püskevit tezgâhının önüne geldiğimizde, göz-göze geldik.
Dokunsan ağlayacak gibiydi.
Ya ağabey dedi. ‘Bütün gaf püskevit gibi olsaydı bak bu arkadaşların gayreti gibi canhıraş bir şekilde çalışarak kapatılabilinirdi.’
Gerçekten tezgâhtaki genç ülkücüler, üstleri-başları lokum tozuyla bembeyaz olmuş canla-başla püskevit dağıtıyorlardı.
‘İşin kötüsü nedir biliyor musun ağabey’ dedi.
‘Her şeye rağmen biz yine partimize oy vereceğiz ama korkarım hanımlarımız vermeyecek.’
Sayın Bahçeli gibi olsam ilk kaset olayında hemen bir basın toplantısı yaparak; Bizim partimizin ilk temel ilkesi Ahlakçılıktır. Biz milli manevi değerlerimizle ters düşen herkim olursa olsun partimizde yaşatmayız ve gereğini yaparız’ der işi başında bitirirdim.
Sayın Bahçeli’nin benim kadar kafası çalışmıyor mu..!?
Elbette fazlasıyla çalışıyor.
O halde bu olup bitenlerin bir mantıklı açıklaması olmalıdır.
Bana göre çok sinsi bir oyun kurulmakta ülkücüler üzerinde.
Birinci adımı; MHP’yi barajın altına düşürerek meclise girmesini engellemektir.
İkinci adımı; MHP yönetimini yeniden seçim sonrasında dizayn etmektir.
Üçüncü adımı; Orta Doğuda başlayan ve şuan komşumuz Suriye’de kanlı bir şekilde devam eden toplumsal hareketleri Ülkücü gençlik üzerinden önce siyasi iktidara karşıymış gibi başlatmak ve ardından, Antalya-İzmit-Manisa-İstanbul gibi Kürt kardeşlerimizin yoğun olduğu batıdan kanlı çatışmalara dönüştürerek, ülkeyi bir iç savaşa sürüklemek…
Bütün bu olup bitenleri bir masanın üzerinde bir araya getirip düşündüğümde elimde olmadan olayların arkasında bir ‘Güç’ vehmediyorum.
(Kurtlar vadisini çok seyrettiğimden olabilir..)
Aynı şeyi bir başka biçimde CHP de tezgâhlıyorlar.
Sayın Kılıçdaroğlu’nu, yeniçeri gibi devşirip mehteranın başına koydular.
İki adım ileri-bir adım geri,
Bir adım ileri-iki adım geri, yaptırıyorlar.
Kemal beyde harcadığı eforu baz alarak dere-tepe düz gittim sanıyor.
Vefakat dönüp baktığında aynı yerde durduğunu görecek.
Seçimde alacağı oy oranını şimdiden en ‘Yakın’ arkadaşları tarafından liderliğine baraj yaptılar.
Hemen seçimden sonra Kemal beyi de buradan ısıracaklar.
Yani,
Vallaha seçimlere kadar, dirim dirim, dediklerim çıkmasa, dimedim dirim.
Vesselam