Belki başlık size önyargılı gibi gelebilir ancak izah edeyim. CHP’nin mitingi MHP’nin mitinginden çok daha az bir kalabalıkla icra edildi. Miting alanı çok geniş tutulmamıştı. Uzunlamasına bir görüntü verip göze hitabetmek düşünülmüş gibiydi. Referandum öncesindeki Kılıçdaroğlu’nun Kayseri’deki ilk mitinginden oldukça az bir kalabalık vardı.CHP’lilere göre 20-25 bin, bana göre ise 15 bin civarında bir kitle vardı. Kaldı ki başka illerden gelenler de vardı. Örneğin Malatya’dan Hekimhan’dan çok sayıda otobüs geldi. Sivas’tan, Maraş’tan otobüslerle insanlar geldi. Her ne kadar otobüsleri dağıtarak gizleseler de görenlerin gözlerinden kaçmadı. Kılıçdaroğlu konuşmaya başladıktan sonra da azar azar da olsa dağılmalar başladı. Ben sanıyorum ki CHP’nin beklediği ve istediği kalabalıktan daha az bir katılım vardı. Mitingde bayan sayısı erkeklerden daha az görünüyordu. Benim tahminim bu görüntü Kulkuloğlu’nu yeniden Meclis’e taşıyamayabilir. Taşımaz demiyorum, taşıyamayabilir diyorum.
Kılıçdaroğlu’nun konuştukları yani mitingin içeriğine baktığımızda en dikkat çekici yanı Kılıçdaroğlu’nun ne Kayseri dosyasından, ne Özhaseki’den bahsetmediğidir. Türkiye’nin hemen her ilinde gittiği mitinglerde Kayseri’nin adını yolsuzluk ve rüşvet çarkının döndüğü il olarak lanse eden CHP Lideri her nedense Kayseri’de meydanda bu konuya hiç girmemeyi tercih etti. Belli ki birileri Kayseri’de Kayseri dosyasından bahsetme diye akıl vermiş. Oylarımız düşer, Kayseri tepki gösterir diye salık vermiş olabilir. Ama bir partinin lideri her gittiği yerde bir şehirde yolsuzluk olduğuna dair büyük iddialar ortaya atıp sonra da Kayseri’ye geldiğinde bu konuda sus pus oluyorsa çok büyük bir ikiyüzlülüğü de gözler önüne sermiş olmuyor mu?
İkinci dikkat çeken nokta CHP’nin tek vekili olan Kulkuloğlu’dan özel olarak hiç bahsetmemesi. Kılıçdaroğlu Kulkuloğlu’na en ufak bir vurgu bile yapmadı.
Bir başka konu CHP lideri meydanda konuşurken “ bu iktidar bereketsiz, bereketsiz bunlar, bereketli olsalardı işsizlik olur muydu, yoksulluk olur muydu” şeklinde konuşurken güzel Kayseri meydanında Özhaseki’nin yaptığı raylı sistemin vızır vızır işliyor olması ve de tam Kılıçdaroğlu’nun karşısında biri gelirken ötekinin gitmesi çok değişik duygulara götürdü insanları.
Kılıçdaroğlu nabza göre şerbet veriyor. Başka vilayette ben olsaydım mavi marmaraya izin vermezdim derken Kayseri’de Mavi Marmarayı savunması son derece ilginç karşılandı. Kayseri’de Kayseri’yi öve öve bitiremedi, İsrail’i kötüledi, ama ben eminim ki Kayseri’den sonra gittiği yerde de Bakın Kayseri’deki yolsuzluk dosyasını gündeme getirdik diye başlayan cümleler kuracaktır. İşte CHP liderinin gerçek yüzü bu.
En çok dikkatimi çeken bir konu daha var. Kılıçdaroğlu defalarca tüm sorunlarınızı biliyorum, tüm sorunlarınızı çözeceğim. Her şeyi biliyorum, her şeyi çözeceğim” diyerek her şeyi bilen adam pozisyonuna kendisini defalarca sokmuş olması biraz garip karşılandı.
Kılıçdaroğlu sadece Başbakan’a yüklendi. Bildik cümleler kullandı. Ama şu bereketsiz bunlar demesi komik kaçtı. Su soruyu sormaya gerek bile yok. Bu memlekette yokluklar, kıtlıklar, kuyruklar hangi partinin iktidarında yaşandı? Ama diyecektir ki biz yeni CHP’yiz. Yeni kurulan bir partiyiz diyor Kılıçdaroğlu. Hem kadınlara seçme ve seçilme hakkını CHP vermiştir diyor ve ta 80 yıl öncesini sahipleniyor, ama işine gelince geçmişi tümden reddedip biz yeni partiyiz, yeni kurulduk diyor. Anlayacağınız Kılıçdaroğlu aynen bildiğiniz gibi. Bugün burada bir şey söylüyor başka bir yere gidiyor başka bir şey. Diyarbakır’da Hakkari’de başka bir şey, Kayseri’de Konya’da başka bir şey. Hep kalıplaşmış cümleler. Her şeyi halledeceğim. Hem de 4 ay gibi kısa bir sürede. Halledemezsem Başbakanlıktan istifa edeceğim…..Recep beyin maskesini indireceğim, onu yola getireceğim. İşsizliği, yoksulluğu yok edeceğim. Ben en zor sınavları kazandım, ben üniversiteyi bitirdim, ben milletvekili oldum, ben CHP’nin lideri oldum… Ben ben ben… Ben her şeyi hallederim, ben her şeyi çözerim, ben süpermenim…….Biz de inandık……