Hepimizin dikkatini çeken bir durum olsa gerek. Cumhuriyet döneminde yapılan devlet binalarının tamamına yakınında “MESCİT” bulunmaz, tuvaletleri’de alafrangadır.
Tarih bilgisi olan veya tarihe meraklı olanlarımız bilirler. Cumhuriyet döneminde birçok camii ve mescidin yıkıldığını veya başka amaçlar için kullanıldığını.
Amaç; Avrupa standartlarına uygun, dine ve dini hayata lakayt, ibadetsiz, İslamsız bir toplumu inşa etmektir. Okullar, Kışlalar ve Resmi dairelerde bu amaca uygun olarak hazırlanmış, ibadethanelerde kapatılınca iş tamamlanmış olacak idi.
Ama olmadı. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Devlet eliyle imam ve müezzin yetiştiren okullar açıldı, Din öğreticilerinin maaşlarını devlet ödemeye başladı, devlet eliyle Kuran kursları açıldı, öğretici elemanlar yetiştirildi. Bunların hepsi kulun hesabı var ise, Allah’ında hesabı vardır. Daima üstün gelen onun hesabıdır sözünün tecellisidir.
Bir yandan bu güzellikler olurken, yeni hizmet binalarında dini hayatı yok sayma, bu mekânlarda hizmet veren vatandaşların din ve ibadet ihtiyaçlarını görmeme, görememe alışkanlığı’da ne yazık ki devam ediyor.
Bugün Türkiye’deki resmi binaların istisnalar hariç tutulursa, tamamına yakınında ibadet yeri yok, olanlarda kuytu ve göze batmayan yerlerde bulunmaktadır. Var olanlarında abdest alma (özellikle bayanlar için) yerleri uygun ve hijyenik değildir.
İlköğretim, Ortaöğretim ve Yükseköğretim okullarıda bu mağduriyetten fazlasıyla nasibini almaktadır. Bin bir emekle ortaya konan, hiçbir şeyi eksik bırakılmamaya özen gösterilen güzelim binalarımız, sanki burayı kullanan insanların inanmaya ve ibadete ihtiyacı yok sayılarak ibadetsiz mekânlar olarak inşa edilmişlerdir.
Birkaç hafta önce, sanırım 29 Mayıs akşamı idi. Kayseri İHH. Derneğinin mavi Marmara Şehitlerini anmak için düzenlediği gece için Kadir Has kongre merkezine gitmiştim. Yanımda başka İlden gelen misafir arkadaşımda vardı. Fuar alanı içindeki mescidin aşırı yoğun olacağı düşüncesiyle kongre merkezinde Mescit var dedikleri için kongre merkezine yürüdüm. Zemine baktım Mescit yok, 1. Kata çıktım Mescit yok, 2. Kata çıktım yine Mescit yok, yorgun-argın son kata kadar yürüdüm.
Zor bela son katta bir mescit bulduk, abdest alma yeride olmayan bay ve bayanlar için ortak düzenlenmiş görünümünde olan bir salondu burası. Güç bela namazı kılıp dışarı çıktığımda bekleyen bayanları gördüm. Niçin beklediklerini sorduğumda erkeklerin namazlarını bitirmesini beklediklerini, onların dışarı çıkmasından sonra namaz kılacaklarını söylediler. Bende Mescide dönüp erkeklere hitaben, namazda acele etmelerini, zira bayanların namaz için sıra beklediklerini haber verdim. Bayanların durumu bana Hz. Şuayip Peygamberin kızlarını hatırlattı. Babaları yaşlı, erkek yakınları olmadığından subaşında davarlarını sulamak için erkek çobanların davarlarını sulayıp subaşından çekilmelerini bekleyen, daha sonrada Hz. Musa’nın yardımıyla davarlarını sulayan kızlarını.
Düşünüyorum’da! Milyonlarca dolar para harcanarak meydana getirilen, her yıl beklide yüz binlerce Müslüman azda olsa Müslüman olamayan insanın hizmet aldığı bu güzel tesiste, rahat ulaşabilecek huzur içinde abdest ve namaz ibadeti yapılabilecek bir Mescit bu güzel tesise yakışmaz mı? Yoksa insanlarımız böyle bir hizmeti hak etmiyorlar mı? Bu güzel tesisin projesini yapan Mimarlar, kontrolünü yapan Mühendisler, İşletmesini yapan yöneticiler bunları hiç akla getirmediler mi?Sanırım getirmişlerdir ve tesis ortaya çıkınca eksiklik fark edilmiştir. Öyleyse hatadan dönmek er kişinin karıdır ve her hatanın telafisi vardır. Öyleyse yarın demeden hemen bu günden harekete geçmeli, Kadir Has kongre merkezinin şanına yakışır bir mescit için kolları sıvamalı. Unutmayalım; huzur içinde alınan abdest ve kılınan namazın duasının sevabı çok daha faziletlidir.
|