“EN HAYIRLINIZ KUR’ANI ÖĞRENENLERİNİZ VE ÖĞRETENLERİNİZDİR”Hz. Muhammed SAV
Cuma günü hutbede dinledik. Yaz kur an kursları açılıyor inşallah. 30 Yıla yakın o kutsi vazifeyi zevkle yapmış ve çocukları seven bir emekli imam olarak bu yazımda bazı hususlara dikkat çekmek genç imamlara öneride bulunmak gereği duyuyorum acizane.
Dünyanın hangi alanında olursa olsun yöneticilik veya öğreticiliğin tek kilidi ve anahtarı hedef kitlen olan insanların kalbine girebilmek onların gönlüne girebilmektir. Gönüle giremeyen eğitim veremez. Derslere girer çıkar o kadar. Birkaç gün sonra kur an da kalmaz, kurs da kalmaz.
İşyeri çalıştıran imamlardan bazıları camiye isteksiz isteksiz giderler ve çocuklara gereken ilgi ve alakayı göstermezlerdi. Birkaç gün sonra da yahu millet çoluğunu çocuğunu tatile gönderiyor, spora gönderiyor her yere gönderiyor çocuğu için hiçbir şeyden, masraftan kaçınmıyor ama içlerinde kur an aşkı yok çocuklarını kursa yollamıyorlar türü timsah lamları ederlerdi.
Hem ilk günden ilgi göstermiyorsun hem kendini ve camiyi çocuğa sevdirme idealin yok sonrada laf olsun diye camisinde talebenin olmamasının suçunu mahalleliye atıyorsun sahte hoca. Evet çocuklarla iletişim kuran onlarla spor yapan, onları havuzlara, pikniklere götüren onlarla futbol, basketbol ve diğer sevecekleri etkinliklerde bulunan gerçek hocalarımın gözlerinden öpmeyi de vazife bilirim.
Mesele gelip genelde insan sevgisine, özelde ise çocukları Allah için sevmeye dayanıyor. Çocuklar ilk günler camiye alışmakta zorluk çekiyorlar. Kendilerini ortaokulda veya spor sahasında gibi hissediyorlar. Çok gürültü ediyorlar ve kendi aralarında konuşuyorlar ama zamanla okuyarak ve ayağa kalkarak diğer kursiyerlerin huzurunda sureleri, duaları okuyarak caminin havasına konsantre oluyorlar. O zamana kadar eğitimci kabiliyeti olan imamlar durumu idare ediyorlar ve artık camiye ve kursa nizam intizam hakim olarak ilahi akım camiye inmeye kur anın ruha verdiği inşirah herkesi etkisi altına alıyor, çocuklar okumaya, öğrenmeye can atıyorlar. Hele bir de hocalarını ve çevrelerini severlerse onları kim tutabilir. Allah ın izniyle.Ben Peygamber efendimizin çocuk sevgisine bir misal verip bilim adamlarının eğitimcide olmasını şart gördükleri bir iki hususu nazara verip yazımı bitireceği inşallah. Rabbim tüm yavrularımızı Kur an neslinden ahlaklı yararlı insanlar eylesin.
YELE İBNİ MÜRRE PEYGAMBERİMİZİN ÇOCUK SEVGİSİNİ ANLATIYOR
Yale b. Mürre “Allah onlardan razı olsun”nin anlattığına göre” Bir grup sahabe ile Rasulullah davet edilen yere gittiler. Yolda Peygamber efendimizin torunu Hüseyin çocuklarla oynuyordu. Resulullah çocuğu görünce ilerleyip cemaatin önüne geçip çocuğu tutmak için kollarını açıp durdu. Çocuk ise sağa sola kaçmaya başladı. Resulullah onu takliden sağa sola koşarak, tutuncaya kadar peşinden koştu.Yakalayınca elinin birini çenesinin altıan diğerini de ensesine koyup öptü. Ve Hüseyin bendendir. Ben de Hüseyin’denim! Kim Hüseyin i severse Allah da onu sevsin. Hüseyin torunlardan bir torundur, buyurdu.
Evet çoğu insanların hatta anne ve babaların zannettiği gibi çocuğu sevmek, öpmek onu şımartmak değildir. Bilakis anne ve babasına karşı sevgi ve saygısının artması için şart ve gerekli olan zaruri ihtiyaçtır.
İYİ BİR HOCADA OLMASI GEREKEN ÖZELLİKLERE KISA TEMAS
Eğitimini hakkıyla almış bir hocaefendi camide veya dershanede öğrencileriyle ders yaparken mesleki formasyon olarak, ahlaki ve fazilet olarak, şahsi fiziksel görünürlük ve evsaf bakımlarından talebelerinin örnek alacağı karata olmalıdır. İyi hoca izafidir, adamına göredir diyen görüşleri duyar gibi oluyorum ama ben bilim adamları tarafından tesbit edilen ve her hocada olması zaruri kabul edilen bazı hususları zikrdeceğim..
İyi bir hoca talebesinin her problemiyle alakadar olur, meseleyi dinler, anlar, anlamak için samimi çaba harcar. Mesele çözülemede dahi çocuk mutlu olur hocasını daha çok sever. Kendini öğrenciler üzerinde etkili kılacak yöntemi bulur, yani sınıftaki psikolojinin anahtarını keşfetme kabiliyetini gösterendir iyi hoca. Öğrencilere özel meselelerini anlatarak kafalarını ütülemez, onların küçük zihinlerini karıştırmaz, vakur olur. Gereksiz hiciv ve onu bunu alay etme kabiliyetsizliğinden kaçınır. Mizacını ve kişiliğini oto kontrolden geçirir kendini yeniler, sürekli yeniler.
Şakacı, samimi ve hoşsohbet olur benim hoca diyeceğim adam. Öğrencilerinin soruları velevki gereksiz de olsa sabırla karşılar ve yapamadıkları dersler konusunda sabırlı itinalı olur vurup kırarak öğrencisini kaçırmaz. Ertesi güne dersini yapacak şekilde talebeyi motive etmesini bilir iyi hoca. Hocaefendi anlattığı konuyu evvela kendisi yeterince öğrenip, anlayıp hazmederek kuran kursuna gelenlerin başına geçer.
Öğrencilerle aşırı senli benli, laubali olmaz.Ödül veya eleştiri yaparken kendisini öğrencisinin yerine koyacak formasyona sahip olur hoca dediğin.Önların başarılarını ve iyi taraflarını sürekli takdir eder. Derse donanımlı ve zamanında girer, geciktirerek, sağa sola giderek ve bahane uydurarak kuran kursuna gelen yavruları bıktırıp camiye gelmez etmemeli. Ve en önemlisi çocular tarafından sınıfta taklit edilen bir rol model olduğunu hiçbir zaman unutmayarak çocuklara yaz boyu kitab ı kerimini öğretme şerefini zevkle yürütür. Ne mutlu kur anı öğrenenlere ve de öğretenlerden olanlara..
Bu arada emekli olalı 7-8 yıl oldu. Camide hutbe okumayı, yavurları okutmayı, namaz kıldırmayı çünkü eski ezberleri tekrar edemediğimden unutmak üzereyim ve dahi cami süpürmeyi çok özlediğmi tüm sevgili okuyucularıma arz ederim…Hayırlı kurslar hayırlı nesiller efendim