Brunch kelimesi son zamanlarda bir yemek vakti ve tarzı olarak literatüre girmeye başladı. En son da geçtiğimiz hafta sonu Erciyes’te Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün ‘Erciyes Brunch’ına tanık olduk.
Türkçe kelime hassasiyetini çoğu zaman ön planda tutan bir anlayışın sahipleri artık kendilerini batı ile özdeşleştirecek yeni kelime arayışlarına itiyorlar. Brunch’da böyle bir kelimelerden. Batı gibi düşünebilmek için onlar gibi yemek, onlar gibi içmek, onlar gibi giyinip onlar gibi davranmak mı gerekiyor?
Özellikle zihniyeti besleyen ve gıdalandıran yemek türleri, zamanları ve mekanlarında bunu çokca görmek mümkün. Restaurantların(!) menülerinde(!) adını bile hatırlayamayacağımız birçok special(!) yemek çeşitlerini zaman zaman duyuyoruz.
Sanki zengin bir mutfağın sahibi değilmişiz gibi, Avrupa etkisi altında kalan yemek çeşitlerimizin, özellikle yıldızlı otellerdeki isimleri Türkçemiz açısından kolay yenir yutulur cinsten değil.
Gelelim brunch’a. Brunch, Pazar günleri, daha çok saat 10.00-15.00 arasında kahvaltı ve öğle yemeği yerine bunların karışımı çeşitlerden oluşan bir ‘yemek yiyiş’ tarz ve geleneği. İngilizce’de breakfast ile lunch kelimelerinin karışımından oluşmuş bir özel isim. Brunch daha çok Hristiyanlarca kutsal kabul edilen ‘Easter Sunday’ adı verilen kutsal günde yenen yemek için kullanılır. Paskalya gününde yani ‘Easter Sunday’ da yenilen, içilen yemek yeme türlerinin genel adı anlamında kullanılır, brunch. Hristiyan dünyasınca mübarek! kabul edilen bu Pazar gününde, mevsim şartlarına göre, bazen Kilise ayini sonrası, bazen de öncesinde görkemli, çok zengin çeşitli türden, davetlilere sunulan yemek geleneğine bu isim veriliyor. İlk zamanlarda Pazar ayininden yaklaşık bir saat önce ve bir saat sonra yenilen bu yemek, sonraları iki saat öncesi ve iki saat sonrasını kapsar olmuştur. Açık büfe ve görkemli çeşidiyle, neredeyse brunch nedeniyle insanlar, brunch’u Pazar ayinine tercih edince, kilise yemek süresinin vaktini daraltma yoluna gitmiştir. Günümüzde ise uyanık restaurant sahipleri tarafından, sadece ‘Easter Sunday’a ait yılda bir kez değil, her Pazar bu vakitlerde yenilen yemeğe bu isim verilmiş. Yani kökenini Hristiyanlık değerlerinden alan dini kökenli bir kelime.
ristiyanlık inanc
İslam inanç ve medeniyeti içinde ortaya çıkan ‘aşure’ geleneği gibi kullanılan bir kelime, brunch. Bizim geleneğimizde İslami tasavvuru besleyen ve güçlendiren, iftar, sahur, Perşembe, Cuma sofrası, mevlüt, nikah, sünnet, cenaze yemeği geleneği gibi ibadi bir gelenek.
Ne olduğunu ve nasıl telaffuz edildiğini dahi bilmeden ‘Erciyes Brunch Zirvesi’ adında bir etkinlik düzenlemek ve bu Brunch’a Sayın Cumhurbaşkanımızı alet etmek, bilgi noksanlığı yanı sıra, batılı gibi yemek, batılı gibi içmek ve onlar gibi yaşamak kompleksinden başka ne ile açıklanabilir.
Tabelalardaki isimlerde bile Türkçe isimleri özendiren, teşvik eden bir tasavvurun mensupları olduklarından emin olduğumuz idari zevat belki organizasyon şirketinin kadrine de uğramış olabilir.
Hasılı; yediklerimize, içtiklerimize gösterdiğimiz hassasiyet kadar nerede, neyi, hangi isim ve niyetle yediğimize de önemlidir.
Tanımlamalar, isimlendirmeler, nitelendirmeler hangi anlayışın tezahürü ise zihnin oluşumunu da etkileyecek aynı anlayışlardır. Eşyanın varlığı ismiyle kaimdir.
Bin yıldır bu topraklarda, bin beşyüz yıldır da İslam Medeniyeti gölgesinde oluşturduğumuz tasavvur içinde, yediklerimize içtiklerimize, yediğimiz mekanlara ve yemek tarz ve geleneklerimize güven duyamıyor ve farklı arayış ve isimlendirmeler arıyorsak, başka değil, yuh olsun bize!