Ramazan ayı geçen yıl da sıcak günlerle geçmişti. Hem de çok sıcaktı. Dün başlayan mübarek Ramazan’ın ilk günü anormal derecede bir sıcakla geçti. İnsanlar kendilerini saunada gibi hissediyordu. Gölgede sıcaklık 39 derece ise sıcağın ortasında tarlada, bahçede, inşaatlarda çalışan insanlara Allah sabırlar versin demekten başka bir şey yapamıyoruz. Allah izin verirse bir Ağustos ayı boyunca Müslümanlar oruç tutacak. Oruç tutmak belki diğer aylarda, özellikle kış aylarında kolay olabilir, çünkü hem günler çok kısadır hem insanı susuzluğa sevk edecek bir etken bir sıcaklık yoktur, hatta acıkmak için bile fırsat yoktur. Geceleri boldur uyku düzensizliği de yapmaz. Ama gel gelelim tam Temmuz ve Ağustos aylarında tutulan oruçlar gece ile gündüz gibi farklıdır. Gündüzleri çok uzundur. Örneğin işe sabah 9 civarında işinize gitseniz akşam 8 civarında ortalama imsak düşünüldüğünde 11 saat kalıyor iftara. Çok sıcaktır, ağzınız kurur, kan ter içinde kalırsınız ama Allah için oruç tutuyorsunuz ve katlanacaksınız. Allah onun ecir ve sevabını bence kat kat verecektir. Çok susuyorsun, acaip derecede kuruyup kalıyorsun, terden tüm vücuttaki sular akıyor, ama Müslüman buna rağmen buz gibi suyu tepesine dikip içmiyor, içmemek için büyük bir sabır gösteriyor. Bunun da Allah katında mükafatı büyüktür İnşallah.
Dün birdi bugün iki. Ramazan ayının ikinci günü. Ramazan sabır ayıdır. Sıcağa sabır, susuzluğa sabır, kurumuşluğa sabır, açlığa sabır, çaysızlığa, kolasızlığa, sıcağın ortasında yenecek buz gibi bir karpuza sabır, sinire öfkeye sabır, insanların kusurlarına hatalarına karşı sabır, evde sabır işte sabır, insanlarla ilişkilerde sabır orucu tamamlayan en önemli kriterdir.
Ramazan’ın en tatlı anlarından birisi akşam iftara beş dakika kala herkes kendi isteğine gire içeceklerini hazırlayıp eline alıp ezanla birlikte tepeye dikmesi yok mu bence en tatlı an o an. Kimi su, kimi ayran, kimi kola, kimi meyvesuyu, kimi karpuz, kimi limonata soğutmuş dolapta ve içmeye hazır bekletiyor. İkinci tatlı an da sahurdan önce alelacele son saniyede bari olsun bir su içmek, ya da bir kola içmek için koşuşturma anı.
Sıcakta oruç tutmak belki açlık açısından o kadar etkilemez, yani insanlar çok fazla açlık hissetmez ama susuzluğu had safhada hissediyor. Akşam suyu içtikten sonra hiçbir şey yiyesi gelmiyor insanın içinden. Mide su ve benzeri sıvılarla doluyor. Çay, kahve, limonata, su, kola, fanta, ramazan şerbeti, hoşaf, komposto, portakal suyu, vişne suyu, karpuz kavun. Adeta akşam tam bir yayığa döner mideler. Yemeğe yer kalmamıştır. Akşama kadarki susuzluğun verdiği hararet bütün suları bitirmek ihtiyacı hissettirir insanda. Ama ben inanıyorum ki kışın soğukta tutulan oruç ile yazın en uzun günlerde sıcağın ortasında tutulan oruç arasında çok büyük fark fardır.Ama önemli olan orucu Allah rızası için tutmak. İnsanların kınamasından çekinildiği için değil, oruç tutmuyor demesinler diye değil, yahu ne yapalım herkes tutuyor, adet olmuş biz de tutacağız inancıyla değil, sadece aç ve susuz kalmak olarak değil Allah rızası için, sırf onun emri olduğu için, susuzluğun, açlığın, sabrın, kavrulmanın, yanmanın ne demek olduğunu anlamak için, fakirlerin susuzların durumlarını daha iyi idrak etmek için, Müslüman olduğumuz için, sadece midemizle değil tüm benliğimizle oruç tutmalıyız. Ki Allah katında sevabı binlerce kez katlanarak artsın. Allah oruçlarımızı kabul etsin.