“HAYATTA EN BÜYÜK ZAFER İNSANIN KENDİ KENDİNE HAKİM OLMASIDIR”Oscar WALDE
Sözü fazla evirip çevirmeye gerek yok sevgili okuyucu. Ramazan ayını orijinal ve değişik kılan oruçtur.Arapça´da savm sözcüğü “imasak-kendini tutmak” anlamında, nefsini zapt ü rapt altına almak manasına gelir. Neyi tuttuğumuzu sorduğumuzda oruc olduğu ve orucun değeri daha iyi anlaşılır.
Muhakkak oruç ile insan nefsini yani kendini tutar. Şu fani dünyada en zor gelen, nefsani konularda kendini zaptetmek değil mi? Oruca niyet ettiği andan itibaren kul kendini tutma savaşına başlamış demektir. Alışkanlıktan dolayı sürekli tuttuğumuzu deklere ettiğimiz oruç, aslında bize kendimizi tutmayı sabırla amacımıza ulaşmayı öğretir.
ORUÇ BİZİ TUTSUN DA NEFSİMİZE UYMAYALIM DİYE TUTARIZ ASLINDA
Yeme ve içme içgüdümüzü, şehevi ve cinsel içgüdümüzü denetlememizi öğütler, emreder, öğretir. Hep orucumuzu tuttuğumuzu iddia ederiz. Yalan değil ama asıl olan, geçerli olan ise “Biz orucu tutarız,oruçta bizi tutar veya oruç bizi tutsunda nefsimize uymayalım diye tutarız.
Allah´ın hiçbir kulunun aksini müdafaa edemeyeceği realite, insanın başına gelen bütün fena şeyler “Kendini tutamadığı”için gelir. Günahlar ve diğer masiyetler hep kendine hakim olamamanın neticesi. Katil ve cinayet kendini tutamadığı anına denk geliyor insanın. Hatta diğer canlıların cinayetleri dahi kendilerini tutamadıkları ana denk geliyor. Hayat kendini tutmak ya da tutamamaktan ibaret gibi bir şey diyebiliriz.
İnsan dilini tutamadığı zaman kalp kırıyor veya kırılıyor. Kendini tutamadığı anda kendinden geçiyor ve nefsine zulmediyor, söylenmeyecek şeyleri söylüyor, karşılığında da daha kötü şeyler işitiyor kırıyor ve kırılıyor. Elini tutamadığı zaman kırıp döküyor ve aynı şekilde kırılıyor felaketlere yol açılıyor.
KENDİNİ TUTMAYI ÖĞRENMEYEN ETKEN OLAMAZ HEP EDİLGEN BAŞKALARININ GÜDÜMÜNDE KALIR
Kendini tutamayan özneleşemiyor, başkaların tarafından tahrik edilebilen ve kullanılabilen nesne haline dönüşüyor. Olaylara ve çevreye hakim olamıyor gelişmelerin mahkumu kullanılanı oluyor iradesizlikle.Asla etken, belirleyici olamıyor belirlenen, sahip olan değil kendisine sahip olunup kullanılacak derekeye düşüyor.
Hayat atının sırtına bineceği yerde, hayat atı onun sırtına binerek kendini taşıttırıyor. İçgüdülerini dizginleyemiyor aksine onların emrine giriyor arzularının esiri olup mahv oluyor. Bilinçli davranamıyor, çünkü bilinci bilinç altı tarafından esir alınıyor ve bütün davranışlarına bilinç altı hükmediyor. Hayatını bilinçli olarak idame ettiremiyor. İçgüdülerini denetleyemeyen insanlar derhal yoldan çıkarlar, haram, helal demeden yığdıkça yığarlar, çalıp çırpıp hortumladıkça hortumlarlar. Yeme güdüsüne hakim olamayanların açlık korkusuna tutulduklarını ve hep açma kalma sendromu yaşadıklarına şahit oluyoruz.
ANLATILANLAR ANLAŞILIRSA”UMULUR Kİ BU SAYEDE SORUMLULUK BİLİNCİNE ULAŞIRSINIZ”
Değerli kardeşlerim
Olayların ve davranışların tekrarı önemi kadardır. Oruç yukarıda değindiğimiz nedenlerle çok çok önemlidir. Çünkü hayatta herşeyimiz kendimizi tutmamıza, nefsimize hakim olmamıza bağımlıdır. Bu kadar önemli bir duruş ve davranışı, tutumu çok çok tekrar etmek illa ki anlaşılmasını, insanlar tarafından idrak edilip gereken ilgi alaka ve bilincin sağlanması için ne kadar anlatmak, yazmak, ve konuşmak gerekiyorsa o kadarını hiç erinmeden, kınayan olursa kınayanın kınamasına aldırmadan tekrar tekrar gündeme getirmek lazım.
Savm yani oruç tutmak, içgüdülerini gemlemek, onları kontrol altına almaktır.Bilinçaltının üst bilince yani bilincimize hakim olmaması için, bilinçaltını daimi gözaltında tutmak şart. Böylece bilincin ayartıcı, yoldan çıkarıcı benliğin-Egoizmin- esiri, kölesi olması önlenir. İçgüdüler tutulursa, onların, aklı fikri ve bilincimizi tutsak almaları önlenirse, bu hem bilincin hem de irade i cüziyyemizin güçlendirilmesiyle güzel neticeye ulaşır. Bilincin güçlenmesi kişilik güçlenir ve sorumluluk bilinciyle doğru iş yapar. Bilinç güçlenirse şahsiyet gelişir. Sorumluluk bilincini geliştirmenin yolu budur. Bu nedenledir ki orucu farz kılan ayet şöyle biter” Umulur ki bu sayede sorumluluk bilincine ulaşırsınız.”
Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Do. Dr. Celal Türer beyin “Letafet İklimi/Ramazan Ayı” Yazısından yararlanılan bu yazıdan anladığımız kadarıyla orucun aslı kendini tutmak ve kendini tutma okulu olan mübarek Ramazan okula kaydolmaktır. Allah CC bu mübarek okulda inananları muvaffak kılsın. Başta bizleri. ESSELAM