Bundan 30 yıl önceydi. Ben daha çocuk denecek yaştaydım. Büyülerimiz bir “Ah çeker ve Hama’ya ağıtlar yakardı. Hama nedir bilmezdim. Sadece adı Hafız olan ama kendisi dinsiz olan bir zalimin katliam yaptığını anlardım. Aradan yıllar geçti Hama’nın ne olduğunu öğrendik. Hama Suriye’nin önemli kentlerinden biriydi. Şu andaki Beşer Esad denilen sinsi herifin babası Hafız Esad Suriye’de zalim bir diktatör olarak hüküm sürüyordu. İslama kin kusan, Müslümanları katletmekten zevk alan Hafız Esad Hama kentinde bu zulme başkaldıran Müslümanları bir gecede 50 bin katlederek tam bir vahşet sergilemişti. Bundan dolayı da Hama ağıtları yakıldı yıllar boyu. Hafız esad Hama ve Humus kentlerinde 50 bin müslümanı katletti. Dünyanın sesi çıkmadı. Saddam da Halepçe’de benzer bir katliam yapmıştı.
Şimdi oğul Esad babasının yolundan giderek Hama’da katliam yaptı. Tankları sürdü. Çoluk çocuk demeden insanların üzerine ateş açtırdı. Neden? İnsanlar Beşer Esad gitsin dedi diye. Ülkeyi bölme gibi bir niyetleri yokken, devleti yıkmak gibi bir niyetleri yokken, başka bir ülkeye peşkeş çekmek yokken sadece ve sadece bize de demokrasi gelsin diyen Suriye halkına ateş açtıran zalim Beşer Esad artık gitmeli. Bir zamanlar Hama ağıtları yapan büyüklerimiz ağabeylerimiz, akranlarımız, İslamcılarımız da aynı düşünüyordur umarım. Başka türlüsü zaten yakışmaz. Dün baba katilin yaptıklarını lanetleyenlerin bugün eğil katilin yaptıklarını sadece Amerika’ya karşı olduğu ya da İran’a yakın olduğu için masum görecek değiller heralde. Katil katildir, zalim zalimdir. Suriye onlarca yıldır halkını koyun gibi gören bir dikta rejimle yönetilmekte, komünist bir rejimle yönetilmektedir. Baas rejimi kendisi dışında partinin kurulmasına izin vermedi ülkede bugüne kadar. Dünya uzaya giderken Suriye halkının başka bir partiye oy verme şansı bile olmadı. Düşünün Türkiye’de tek parti rejimi devam etseydi, bu devam ederken halk demokrasi istiyoruz diye artık protestolara başlasaydı ve o onda da o zamanın dikta yöneticileri Türk halkının üzerine tanklarla ateş açsaydı o yönetim meşru sayılır mıydı? İsterse Amerika’ya karşı olsun ister Rusya’ya. İnsaf ve vidan denen bir şey vardır. Kendi halkının üzerine tanklarla hücum edenler şeytanın temsilcileri değil midir? Halkını seviyordunsa bugüne kadar neden onları açlığa yoksulluğa köleliğe mahkum ettin. Artık Esat rejimi, komünist Baas rejimi gitmeli. Ne yani şimdi Türkiye hemen bahçesinde meydana gelen bu katliamlara karşı sesini çıkarmasın mı, seyretsin mi, Aferin kardeşim Esad iyi öldürüyorsun kendi halkını mı desin? Türkiye bu akan kana acilen müdahale etmeli, ve Suriye halkının dualarını almalıdır.
Güneydoğu meselesi ile meseleyi karıştıranlara da şunu söylemek istiyorum. Güneydoğu meselesi Suriye’deki isyana ayaklanmaya benzemez. Çünkü Suriye’de komünist rejimin yıkılması ve diktatör rejimden, demokratik ve çok partili sisteme geçmek için başlatılan bir özgürlük hareketi var. Bizdeki farklı. Bizdeki adı üstünde bülücü, ayrılıkçı. Türkiye’nin topraklarının bir bölümünü koparmak ve ayrılmak başka devlet kurmak isteyen etnik kökene dayalı bir devlet kurmak isteyen guruplar var. Onların terör örgütleri var. Suriye’de çok partili rejim isteyenler ile Türkiye’deki bölücüleri aynı kefeye koymak elmalarla armutları karıştırmaktır.
Dün Hama’ya gazeteciler girmiş. Türkiye’nin baskıları ile şehrin 20 kilometre dışında bekleyen tankları görmüşler, harabeye dönen kenti çekmişler, korkudan evlerinden dışarı çıkamayan Müslüman halkı görememişler, çekememişler. Her cadde ve sokak başında ağır silahlı askerlerin varlığını görmüşler. Hama’nın kaderi mi bu katliamlar, zulümler. Neden şimdi İslami camiadan fazlaca bir ses çıkmıyor? Türkiye’deki Müslüman camia aynen Mübarek olayında olduğu gibi Esad konusunda da aynı duyarlılıkta olmalı ve Esad gitmeli, Baas rejimi bitmeli demek durumundadır. Aksi takdirde eleştirdiğimiz çifte standardı kendimiz yapmış oluruz.