Herkes internete düşen bu itirafları okuyor. Bir Genelkurmay Başkanının kendi ordusundaki çarpıklıkları anlatış tarzı hayrete düşürüyor okuyanları. Bir başka uçta ise bölücü terör örgütü PKK’nın hain planı deşifre oluyor. Kürt kökenli protestocular üzerine PKK’lılar asker ya da polis kıyafetiyle ateş açıp sonra Türkiye Cumhuriyeti katliam yapıyor diye dünyaya bir Suriye fotoğrafı vermeyi planlamış.
Evet, bu iki konu gerçekten üzerinde düşünülmeye değer. Işık Koşaner Paşa’nın yani YAŞ toplantısından birkaç gün önce emekliliğini isteyen Genelkurmay Başkanı Koşaner’in yakın çevresine dert yandığı itirafları ordunun içinde bulunduğu durumu yorumlamak açısından son derece dehşete düşürücü. Ne diyor bir numaralı komutan, tim komutanı çatışmada silahını bırakıp kaçıyor diyor, bir silah sesi duysak basıldık diye sağa sola ateş açıyoruz kendi askerimizi vuruyoruz diyor. Gencecik yavrularımızı alınlarından kendi askerimiz vurdu diyor. Beceriksizlikleri, kokuşmuşlukları ve çürümüşlükleri bizzat kendi ağzından dile getiriyor. En yetkili komutan. Demek ki ondan üç beş baldırı çıplak PKK’lılara karşı rezil oluyoruz, Demek ki ondan dolayı bu kadar zayiat veriyoruz. Kimi köpeğini gezdiriyor kimi evini boyatıyor diyor. Komutanların askerlere yaptırdıkları işten bahsediyor. Bu itiraflar bence yılın itiraflarıdır. Daha üzerinde çok tartışılacaktır. Fakat ben Işık Koşaner’in kendisine ait ise bu sözler takdir ediyorum. Böylesine cesurca kral çıplak diyor. Ordunun içler acısı halini en tepeden dile getiriyor. Hastalığın boyutlarını gösteriyor…
Gelelim diğer konuya…..
Hava operasyonları dursun diye bazı kentlerde PKK’nın komutuyla başlayan eylemlerde şok bir plan devreye konulmadan bertaraf edilmiş. Hain plana göre kürt protestocular ile polis arasında arbede yaşanırken asker ve polis kılığındaki kişiler protestocuların üzerine ateş açacak on onbeş tane ölü olacak, ondan sonra Türkiye’nin her tarafına yayılacak gösterilerde bu bahane edilecek. Tıpkı Suriye, Libya iması yapılarak uluslar arası topluma “Bakın Türkiye de Suriye’den farksız değil” çağrıları yapılarak hem destek bulmaya çalışacaklar hem de işin en önemli tarafı memlekette bir iç savaşın fitilini ateşleyecekler. Çünkü onlara göre artık zamanı yaklaştı. Neyin zamanı? Bir iç savaşın. Ya da isyanın, ayaklanmanın. Uluslar arası konjonktür de şu anda buna gayet müsait. Ortadoğu karışık. Arap baharı denilen ayaklanmalar nedeniyle Mısır’da mübarek düştü, Tunus’ta diktatör gitti, Kaddafi yıkıldı, Saddam idam edildi, Suriye’de Esed halkının üzerine ateş açıyor. İşte vakit nakittir hesabı hain odaklar ve bölücü teröristler düğmeye basmak istiyor. Protestocuların üzerine ateş ve her yerde başlayacak bir isyan dalgası, silahlı isyan kalkışması. Allah muhafaza. Düşünmek bile istemiyoruz. Fakat birileri bunun için çalışıyormuş. İşi gücü bırakmış bu hain emeller ve planlar kurup uygulamaya sokmanın peşindelermiş.
Bakın son birkaç ayda yaklaşık 100 Mehmetçik şehit oldu. Sözde ateşkesti bir de. O zaman bu terörist sempatizanları çıkıp yahu bu iş silahla olmaz demiyordu. Ta ki milletin yüreğini soğutan hava operasyonu ve kara harekatı ipuçları belirince PKK’nın talimatıyla önce BDP sonra onların sokak uzantıları KCK, provokasyon eylemlerine başladılar. Ne yazık ki CHP lideri ve bazı önde gelenleri de başta olmak üzere silahla bu iş olmaz, hava harekatı dursun gibi sözler sarf ederek onlara cesaret veriyor, onlara meşru zemin hazırlıyorlar.
Danışıklı dövüş oynuyorlar. Apo canisi sizinle çalışırım, örgütü yönlendiririm diye devleti oyalıyor, aylarca görüşüyor ve kendisini kurtarmanın planlarını yapıyor. Dağdaki yılanlar sanki Apo’yu tanımıyormuş gibi farklı bir çizgi izliyor, bazı uzman geçinenler de artık Apo bitti diyor. BDP Kandil’in emrinde diyor. Kimi silahlar dursun diye, kimi açılım sürsün diyor. Kimileri daha ileri gidip Apo serbest kalsın diyebiliyor. Ama bu arada hainler yüreklendikçe yürekleniyor. Özerklik ilan ediyor, vergi memurları oluşturuyor, kurtarılmış bölge oluşturuyor. Hepsi danışıklı dövüş. Liderleri belli. Hatta önderleri. Apo denen bebek katili. Örgütün silahlı kanadının başında Karayılan, Cemil Bayık gibi tetikçiler var. Siyasette meşru zeminde mücadeleyi yürütmek için BDP’leri var. Gayri resmide DTK’ları var. Sokak örgütlenmelerinde KCK’ları var. Hedefleri belli Vatan topraklarında bir iç savaş, ayaklanma ve silahlı isyan çıkartıp daha sonra da bu vatanın bir bölümünü koparıp devlet kurmak. “Haydi kursunlar bakalım, ne yapabilirler ki o dar ve gelişmemiş bölgede” deyip geçmemek lazım. Asıl amaç daha büyük. Nihai hedef tüm Türkiye…..