Bizim vergilerimiz nereye gidiyor diye, kahve köşesinde konuşulan laflar olurdu. Herkes kendi ödediği vergilerin harcandığı yerlerin hesabını sormak için birilerini arar da muhatap bulamamanın verdiği ızdırapla, ortalığa bağırmaya başlardı. Neyse ki o dönemler çoktan kapandı. Artık mevcut hükümetin verdiği güven ve istikrarla beraber millet bir şeylerin hesabını sormanın gereğini bile duymuyor. Aslında al gülüm, ver gülüm bir politikanın sonucu, herkes memnun, mesut ve bahtiyar.
Başbakanlık tasarrufunda olan ve kimsenin miktarını bilmediği ve harcandığı yerin hesabının dahi sorulmadığı, “örtülü ödenek”, 1994 ve 1996’lı yıllarda bu ülkede yaşayan insanların öldürülmesi için kullanılmıştı. Bunu bir hükümet politikasına indirip, “Çiller başbakanlığında bu işler yapıldı”, gibisinden basitliğe girmeyeceğim. Tabii etme bulma dünyasıdır. Gün gelecek devran dönecek, zalim olan hakka hesap verecek.
Başbakanlığın örtülü ödeneği ne için kullanılır? Bu sorunun cevabını size bırakıyorum. Örtülü ödeneğin kullanıldığı yerin hesabı dahi sorulamaz, onu biliyoruz; fakat anlamlı bir amaç için kullanılmasını ummak, en azından hakkımız. İşte burada altı ay geçmeden başbakanlık örtülü ödeneğinin suyunu çekmesi önemli bir durum. Harcandığı yer ise neresi biliyor musunuz? Libya’da Kaddafi’yi devirmek için mücadele eden muhalifleri finanse etmek…
Biz bir başka ülkede iktidarı devirmek için dıştan yapılan bir müdahalenin unsurları arasında yer alma fikrini, ne kadar doğru kabul edeceğimizi düşünmek zorundayız. Kendimiz için yapılmasını istemediğimizi, başkası için yapmaya asla hakkımız olamaz.
Muhafazakâr ve dini yönü fazla olan haber siteleri ve medya kuruluşları, Suriye’deki olaylarla ilgili ciddi bir yayın politikasına girmişti. Girilmesi de gereken bir zorbalıkta ortada idi. Diktatörlerin ve tağutların egemen olduğu her yerde böyle zalimlikler var olur. İşte burada bir şey sanki hiç görülmedi ve gösterilmeden uzak tutuldu, Bahreyn’de yaşananlar. Sadece üzüntü ve kaygılarla izledik nedense Bahreyn’i üvey evlat gibi gördük. Hatta yanı başımızda Kerkük şehrinde yaşayan kardeşlerimiz için dış işleri aptalca bir politika izleyip Türkmen Cephesi, Süleyman Demirel gibi lanetli bir adamın peşine Türkiye’nin isteğiyle takılıyor. Buralarda ne kadar örtülü ödenek kullanıldığını bilmiyoruz. Bildiğim bir geçek var ki: Bu yapılanlar Tuzhurmatu’da ( Kerkük’ün ilçesi) görüştüğüm ve misafir olduğum Türkmen kardeşlerimiz tarafından nefretle anılıyor. Eğer örtülü ödenek kullanılacaksa, buradaki birçok resmi kurumla konuştuğum haliyle Turhurmatu’da elektrik enerjisi jeneratörlerle elde ediliyor, insanlar kendi sularını kendi imkânları ile sağlıyor. Bu gerçekleri ülkemdeki resmi kurumlarla görüşmelerime rağmen, bir sonuç alamadım. Sadece istediğim: Şey yenilenebilir enerji santralini, Tuzhurmatu Şehrine kurmaktı.
Başbakanlığın örtülü ödeneği insanlığa hizmet etmek için kullanılsın, politik hesaplar için değil.