Rahmetli Muhsin YAZICIOĞLU bu toprakların yetiştirdiği kıymetli değerlerden biriydi. Gençlik yıllarından başlayarak çileli ve mücadeleli bir hayat yaşadı ülkesine ve toplumuna değer katarak Anadolu insanının gönlünde yer eden mümtaz şahsiyetlerden biri oldu.
2009 yılı 25 Martında Kahramanmaraş’ın karlı dağlarında şüpheli bir helikopter kazasında vefat ettiğinde ölümüne üzülmeyen insan çok nadir kaldı diye düşünüyorum. Ankara’da toprağa verildiğinde Diyanet işleri başkanı Bardakoğlu’nun hakkınızı helal eder misiniz teklifine milyonların hep bir ağızdan “helal olsun” sözlerine Kayseri’den katılarak şahit olan binlerce insandan biri olmak bana da kısmet olmuştu.
Vefat ettiği günden bu güne merhum başkan YAZICIOĞLU ve yanındaki beş arkadaşının ölümü üzerindeki sır perdesi bir türlü aralanamıyordu, nihayet Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL’ün Devlet Denetleme Kurulunu harekete geçirmesi ve olayın şahitlerinden birinin vicdanının sesine kulak vererek kaza ile ilgili görüntüleri Yazıcıoğlu ailesine göndermesi ile olayın üzerindeki karatma ortadan kalkmaya ve sır perdesi aralanmaya başladı.
Meğer neler olmuş neler, olaydan kısa süre sonra olay yerine ulaşılmış, kaza yerinin koordinatları kısa sürede ortaya çıkmış ve K.Maraş emniyeti ve İl jandarma teşkilatına bildirilmiş ama nafile, insanlıktan nasibini alamamış eller bir yandan yaralananların ölümünü seyrederek bekleyip halk arasındaki deyimle (bağıra bağıra ) ölümlerini seyretmişler. Diğer yandan arama ekiplerini başka yönlere yönlendirerek yaralılara ulaşımı engellemişler.
Olayla ilgili basına yansıyan görüntülerde helikopterin kara kutusunu söken ve olay yerine ilk ulaşanların askeri helikopter olması, her şeyin Askeriye içindeki ve emniyetteki derin bir yapılanmanın kontrolü altında cereyan ettiği basına yansımış durumda.
YAZICIOĞLUNUN 28 şubat 1997 postmodern darbe döneminde Namlusunu millete doğrultan askere selam durmam sözlerinin yanında, Askeriyeyi Peygamber ocağı olarak görmek istediği de sık sık dile getirdiği bir serzenişti.
Rahmetli YAZICIOĞLU ile 28 şubat darbe döneminde sanırım 1999 veya 2000 yılları başlarında Kayseri’ye gelişinde onu gönüllü Kültür Kuruluşlarının bir toplantısına davet etmiş ve kendisi ile 28 Şubat darbesi halkında fikir alış verişinde bulunma imkanını bulmuştuk.
Bu görüşme sırasında kendisine 28 Şubat döneminde darbecilerin ülkedeki Müslüman kesime karşı bir kıyım yapmayı planladığını, Anadolunun muhtelif bölgelerinde toplumda öne çıkan 1000 kadar insanı bir gece evlerinden alınarak faili meçhul şekilde katledileceğinin gizli gizli yayıldığını kendilerinden gelen bir uyarı ile olayın olacağı gün, evimizi terk edip bilinmeyen yerlerde geceyi geçirdiğimizi söylemiş ve bu olayın aslının ne olduğunu sormuştuk. YAZICIOĞLU devletin ve toplumun bir çok kesimi ile ilişkisi olan bir adamdı, cevaben bu sayıların doğru olduğunu, Müslüman camialara karşı kıyım yapma planının darbecilerce planlandığını, kendisinin de bunu Anadolu insanına iletmeyi bir insanlık borcu olarak ulaştırdığını, daha sonra ihtilal komuta konseyinin de bir generalin itirazı ABD yönetiminin de onay vermesi ile bu katliamın yapılamadığını dile getirmişti.
Bu günlerde Rahmetli YAZICIOĞLU CİNAYETİ ile ilgili sır perdesi aralanmaya devam ediyor. İnşallah yakında tamamen aralanır ve milletin ekmeği ile millete tuzak kuran çeteler kimlermiş hangi güvenilir kurumlarda çeteleşip, oraları millet düşmanı haline getirmişler, bu millete nasıl tuzaklar kurmuşlar ortaya çıkar ve suçlular hak ettiklerinin öbür dünyadan önce bu dünyada karşılığını bulurlar.
BBP’nin Rahmetli Genel Başkanı Muhsin YAZICIOĞLU ile birlikte elim katliamda hayatını kaybeden tüm arkadaşlarına Allah’tan Rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyorum.