Toplumsal yaşamın en vazgeçilmez öğesi olan televizyonun yeri günümüz toplumunda hiçte yatsınamaz boyuttadır.
Günümüz toplumunun resmen esir olduğu bu sihirli kutuda çok şey bulduğunu sanmakta ancak hiçte öyle olmadığını yine günümüz bilim insanları ısrarla belirtmektedir.
Televizyon başında çok vakit geçirenler ise coçuklar kadınlar ve işi olmayan erkekler olarak sıralayabiriz.
Ancak sabahları evde yapacak bir sey bulamayan kadınların izlemekten çok zevk aldığı kadın programlarının aslında hemcinslerine çok ama cok zarar veren bir içeriksel yapıda olduğunun farkında olmadıkları kesin.
Tamamı kurgu ve uydurma içeriğiğle bu tip programlar sabah 9-12 arası evde yapacak bir işi olmayan kadınların gözdesi durumdadır.
Tamda burda yine son yıllarda çokta üstünde durmamız gereken bir olay olan kadına şiddet konusu ise tüm sıcaklığı ile gündemdeki yerini korumaktadır.
Hemen her gün bir kadın cinayete kurban gitmekte ve sadece bir birey değil bir aile parçalanmakta geride ise bir katil ve yetim cocuklar kalmaktadır.
Şimdi bu iki konuyu içe içe geçmiş vaziyette bir ele alalım.
Her sabah yayınlanan bu tamamen uydurma programlarda çok sık işlenen kadına şiddet meselesine çare bulmak yerine aslında olayı daha da içinden çıkılmaz durumlara sevk ettiği çeşitli olaylarla sabittir.
Hem de bu sayı hiçte azımsanacak gibi değil tam 6 kadın ve biride oğlu tarafından öldürüldü.
Basına veya polise yansımayan şiddet ise işin çabası çünkü tüm kadınların bırakın televizyona çıkmaya; polise gitmeye maddi manevi gücü yok.
Sözde kadınların sorunlarını çözmeye dertlerini anlatma fırsatı verme bahanesiyle ekrana çıkardıkları bu kadınlar ise ekrana çıktığından itibaren hedef tahtası olmakta ve ne yazik ki çok ama çok zor durumda kalmaktadırlar.
Sonuçta ekrana çıkarılan kadınlar canlarında olduklarıyla kalıyor.
Biraz daha fazla izlenmek için bir kadının canında olması ise kanalların hiçte önemsemediği ise kesin olan bir gerçek…