Dün yani 25 Kasım 2011 Cuma günü sabah saat 7 civarında sabah yürüyüşünde idim. Tahmini sıcaklık – 10 derece civarında idi. Yürüdüğüm parkın hemen yakınındaki ilköğretim okulundan bir komut sesi geldi. Rahat , hazır ol diye ve arkasından günlük andımız mısraları okunmaya başlandı.
Türküm, doğruyum, çalışkanım, açtığın yolda kurduğun ülkede, gösterdiğin ülküde hiç durmadan yürüyeceğime and içerim diye devam ediyordu sesler.
Çoğunluğu okula yeni başlamış yaşları 6 ila 9 -11 arası olan taze masumlar kayserinin – 10 derece ayazında dakikalarca ayakta duruyorlar ve ruhunu çokta düşünmeden andımızı ezbere okuyup geçiyorlardı. İnanıyorum ki sınıfa girdiklerinde okudukları şiirin sözlerini sorsak büyük bir kısmı ne okuduklarını hatırlamayacaktır.
Yürüyüşüme devam ederken düşünmeye başladım. Andımız şiirini ülkenin farklı coğrafyalarında! Bazen -10 veya -15 derece, bazen de +40 derecede. Bazen yağmur altında bazen kar yağarken okutmanın ne faydasını gördük veya görüyoruz. Üstelik andımız şiiri cumhuriyetin ilanından epey sonra yazılan ve okutulmaya başlanan bir şiir olmasına rağmen niçin bu güne kadar kutsal hale getirildi. Okunmasa milletin inancına, tarihine ne zarar gelir? Üstelik şiirde söylenenlerin türk, kürt, arap, laz, Müslüman, Yahudi ve hırıstiyanlardan oluşan insanlarımız ne kadar benimsiyor ve kabul ediyor. Yoksa kabul etmiyor da devlet dayatması zoruyla benimsemeden okuyup geçiyor mu?.
Cumhuriyet döneminin dayatmacı devlet zihniyetinin okulların günlük hayatına soktuğu ve eğitime başlanacak günün amentüsü haline getirilen soğuk, sıcak yağmur kar demenden her türlü iklim koşulunda refleks olarak okunup geçilen, içeriği hiçte düşünülüp benimsenmeyen bir zulüm dayatması da diyebileceğimiz andımız uygulamasından kurtulmanın zamanı zannediyorum geldi ve geçiyor gibi.
Geçen aylarda andımız dayatmasının kaldırılması için mazlumderin İstanbul şubesi dahil birçok şubesi bulundukları illerde imza kampanyası başlattılar ve bu isteklerini yeni milli eğitim bakanı Ömer DİNÇER e de ilettiler. Bu hassasiyetlerinden dolayı onları tebrik ediyor ve destekliyorum.
Cumhuriyet döneminin unutulmaz zulümlerinden dersim katliamının sorgulanmaya başlandığı, 12 Eylül 1980 darbesinin izlerinin silinmeye başlandığı, 28 Şubat post modern darbe döneminin planlayıcısı ve uygulayıcılarının sorgulanmaya alındığı bugünlerde, andımız gibi milletin kültürüne ve akidesine uymayan hatta İslam akidesine göre şirk kokan zulüm dayatmasından kurtulmak için harekete geçmenin hayırlı olacağını düşünüyorum. Böylece - 10 derece soğukta taze fidanlarımızı dakikalarca ayakta bekleme eziyet ve zulmünden de kurtarmış oluruz.
|