Bu kelimelerle satırların arasına dizdiğim her cümle sanatlı belagattan, hayal mahsulünden, kurgulanarak hikâye edilmiş sözlerden tamamen arınmış saf gerçeğin açık hikâyesidir. Anlatacağım her şey yaşanmış gerçekler olup, hoşumuza gitsin gitmesin yalın gerçeğin ismi olacaktır.
Kimi zaman kendimize ait bir kusuru itiraf etmekten kaçtığımız gibi bir dostumuzun güzelliğini iltifattan ziyade takdir etmekten bile kaçarız. Altmış sekiz(68) saat boyunca yaptığım yolculukta itirafı görseniz de iltifatı görmeyeceksiniz. Sadece kendi duygularımın yansıması cümlelerle dizilmiş olacak.
Kuzey Tahran’da ikamet eden kar-koca çiftle beraber Yüksekova sınırına doğru bir minibüsle gidiyoruz. Onlarla ilk konuşmamızın ardından değerleri ve kutsalı olan Hindu’nun, kutsalı ve değeri olmayan bir Müslüman’dan daha makbul olduğunu anlatıyorum. İneğe tapan bir insan, ahlak ve vicdan sahibi ise modern insandan daha değerli olduğunu anlatarak yola devam ediyorduk. Hanım yolcu itiraz ederek tek Allah dururken neden ineğe tapacakmışım diyordu.” Kocası ise bizim mollalarımız yüksek bir yerden halka sadece seslenir başka bir şey yapmaz .“ Konuşacak bir şey yoktu ona.
Öz insanın tarifini yapıyordum. Zira bey yoldaşımız iyi insan kimdir diye soru sorunca o sorunun cevabının öz insanda mevcuttu. İyi insan ancak başkalarının derdini dert bilen vicdan ve ahlak sahibi insandır. Bir insan namaz kılmakla iyi olmaz. Namaz o insanın iyi özünü korur. Bütün ibadetlerde insanın özünün Âdemi fıtrata yani öze tekrar kavuşturmaktır. İnsan Sünni olmakla, Şii olmakla; Müslüman olmakla, molla olmakla iyi olmaz. İnsan ancak öz insan olmakla iyi olur anladın mı? Adamcağız sadece yeni duyduğu bilgileri hazmetmeye çalışıyordu.
Arabamız Yüksekova’ya doğru ilerlerken yolu bizi takip eden dere o kadar berrak ki bu suyu sıcağın içinde bunalan insan kana kana içmek istiyordu. İranlı hanımın yoga yaptığını öğrenince şaşırdığımı gizleyemiyorum. “İran’da yoga yapan çok kişi var.” Kocasına sen de yoga yap tavsiyesine bir karşılık bulamıyorum. Ona yoga tavsiyemdeki esas sebep ise yoga, ruh ve beden uyumunu sağlayıp, insanı Allah’a kavuşturan terbiye yolu. Meditasyon yaptığını da söyleyince, çakralarını açıp açmadığını sordum. Beşinci çakrayı yani boğaz çakrasını açtığını söyledi. Boğaz çakrasını üç aydan önce açmış. Bu kadar kısa bir zamanda boğaz çakrasını açmak mümkün olmayacak kadar zordu.
Hanım arkadaşımızın beyi bizim konuştuklarımıza biraz olsun ilgi duymayan birisiydi, o sadece uyukluyordu. Boğaz çakrası ve alın çakrası hakkında bilgiler vermeye çalıştım. Hindistanlı üstadlarının 21. yyda çakraların çok daha kolay açılacağını söylemesi tek kaynak haline gelmiş bir bilgi.
bu kadının yoga, meditasyom, çarka açma çabasının çok anlamlı olduğunu düşündüm. Sabah-akşam ve hayatın her anında İslami telkinin var olduğu bir ülkede derin huzuru Hindu ve quatum irfanında araması çok ilginç ve gerekli idi. O kadının kocasına da tavsiye etsem de beyhude idi anlattıklarım. Şamanların bu bilgilerin temel kaynağını Nuh peygamberden beri bildiklerini izah ettim. Şaman bilgisinin şianın aşkınlığına da tesir ettiğini söylediğim an şaşkınca bana bakıyorlardı.
Bu çiftler Türkiye’de yayınlanan dizilerin hepsini takip ediyorlarmış. Benim ahlaksız gördüğüm şeyler ilgi kaynağı idi onlar için Sakarya- Fırat ve TRT1 dizilerini, belgeselleri tavsiye ediyordum onlara. Ama beni dinlediklerini zannetmiyordum.
Esendere Beldesini geçip sınır kapısına varmıştık. İranlı çift çoktan kapıyı geçmişti. Kapıya gelene kadar arabada kaptan ve Roj TV muhabiri ile konuşmayı başka bir yazıda işleyeceğim.
Türkiye gümrüğündeki ve İran gümrüğündeki görevliler insana sorun yaratmak yerine işini gayet iyi yapan insanlardı. Türkiye tarafında hiçbir sosyal tesisin olmaması İran tarafında mescide kadar her şeyin düşünülmüş hali vardı. Umarım bu günden sonra Türkiye içinde sosyal tesisler yapılır.