Avrupa’nın giriş kapısı ve kültürel acıdan çok güzel örnekler sergileyen balkanları Müslüman toprakları olarak bilmekteyiz.
Osmanlının kurulduğu ilk zamanlardan bu yana Türk ve Müslüman toprakları olarak bildiğimiz balkan ülkeleri son zamanlar da çok büyük bir tehlike altında.
Avrupa’nın orta yerinde bu kadar Müslüman cemaati adamların canını sıktığından olsa gerek ;hemen her balkan ülkesinde yüzlerce misyoner kuruluşu mevcut.
Çok sistemli ve organize olunmuş ,tüm balkanlar Adım adım karış karış parsellenmiş durumda.
Bir çoğu yardım ve kültürel alanda faaliyet gösteriyor gibi görünse de aslında işin iç yüzü farklı.
İşte bu dernekler yüzde doksanı Müslüman olan memleketlere bizim Sultan Ahmet camisinden büyük kilise yapıp, şehir merkezlerine haçlar heykeller dikiyorlar.
Tüm balkan ülkelerinde 3000 e yakın misyoner örgüt mevcut.
Çok ciddi ve büyük paralarla buralarda faaliyet gösteriyorlar.
Parçalanan Yugoslavya’nın ardından tüm balkanlarda bu durdum geçerli. Cemaati olmayan kiliseler adeta kale gibi tüm şehirden görülüyor.
Biz yüzde doksanı dokuzu Müslüman olan ülkemize 20 metreden fazla minare yapamazken şehirlerin en gözde yerleri kuşatılmış tutulmuş durumda.
Kendi memleketimizde cami yaparken ki çatlak sesleri hemen hemen her zaman duyuyoruz.
Hani klasik laflar var ya cami yerine okul hastane yapılsın diye işte adamlar bunu demeden futbol sahasından büyük kiliseleri dikmişler Müslüman topraklarına dikmeye de devam ediliyor.
Yaptıkları ve yapmak istedikleri Balkanlardaki Türk ve Müslüman kimliğini yok etmek.
Balkan savaşları ve son olarak Bosna’daki uyguladıkları vahşetleriyle ile başaramadıklarını simdi böyle bir yolla başarmaya çalıyorlar.