Çocukken yaz tatillerinde köye dayım gile gidebilmek için can atardım.
Yaşıtım olan dayılarımla ve arkadaşlarımla ilk fırsatta yaptığımız eşek yarıştırmak olurdu.
Köyün dışına eşekleri götürürken bayağı zorlanırdık.
Üzerlerine binip de başlarını köye çevirdiğimizde de dizginlemeye zorlanırdık.
dört nala tırıs köye dönerlerdi.
Eşeklerin bu köy sevdasını uzun yolculuklar yapmaya başlayınca anlamış oldum.
Ve anladım ki eşekler daha kısa sürede köyü özlüyorlarmış.
Yani özlem noktasında demek ki eşekler insanlardan daha hassas.
Bende Irak sınırından içeriye girince, eşek hissiyatiyle Kayseriye bir an dönebilmek için sabırsızlanmaya başladım.
Oysa 10 gün önce bunun tam aksine büyük bir heyecan ve sabırsızlıkla yola çıkabilmek için çırpınıp duruyordum.
İlk gün Mardine ulaştığımda, ilk iş olarak kale çay bahçesinden çay içerken bir yandan Mardin ovasındaki o meşhur gün batımını seyre koyuldum.
Muharrem ayı içinde olmamızdan dolayı olsa gerek her yerde Ehl-i Beyt konuşuluyordu.
Kızıltepeli arkadaşımla birlikte Mardin kebabı yedikten sonra, kızıltepeye doğru yola koyulduk.
İlk gözlemim insanlarda hiç bir olağan üstü durum-davranış yoktu.
´Kayseri´li olarak tanıştırıldığım her yerde hem Mardin ve hem Kızıltepe de ´ooo Hoş gelmişe-seniz..´ diye kucaklanarak karşılandım.
Çok değerli insanlar tanıdım.
Çok değerli dostlar edindim.
Çok konuştuk Kürt kardeşlerimle.
Çok hararetli muhabbetlerimiz ve tartışmalarımız oldu.
Mardini Kızıltepeyi önceki senelerden çok farklı buldum.
Zaho daki genç müslüman Kürt kardeşlerim bizim şehre girişimizi kutlamak için olsa gerek ne kadar içkili lokanta-otel vs varsa ateşe verip tekbirlerle Zaho meydanına döküldüler. (!)
Duhok-Süleymaniye- Erbil çok farklıydı.
İslam Milletinin istikbaline yönelik umudumu yenileyen çok farklı şeyler gördüm.
Kuzey Irak Kürdistan´ının Türkiye için ne kadar büyük bir fırsat olduğunu gördüm.
Türkiye´nin varlık anlamını hakikatini bulduğunda, içerde-dışarda, bölgede çözemeyeceği hiç bir problemin olmadığını gördüm.
Siz değerli okuyucularıma yeniden selamların en güzeliyle selam verip bismillah derken güncel sorunların üzerinden bir kompozisyon çizeyim dedim.
Terör, Türk-Kürt ve daha önemlisi İSLAM bölgede ne anlama gelmekte, değişen nedir, işgal güçleri çekilip gidiyor ne gibi sorunlar bırakıp gidiyor toplumsal psikolojileri ve bölge dinamikleri ne durumdadır vs gibi kendimce tesbitler yaptım.
Nasip olursa bu girizgahtan sonra paylaşmayı düşünmekteyim vesselam.