Kur’an ı Kerim taabbudidir. Hiç anlamadan okuyan da ibadet sevabı almaktadır islam alimleri Kur an’ın tilavetinin taabbudi olduğunda ittifak etmişlerdir. Taabbudi demek yapıldığında ibadet sevabı alınandır. Şimdi tefsir ve K. Kerime mana verme konusuna geçiyoruz.
Hulefa i Raşidinden hz. Ömer R.A yalnız bir köşede ve kendi kendine sesli düşünüyor ve şöyle diyor:
--Peygamberi bir, kıblesi bir olmasına rağmen hz. Peygamberin ümmeti olan bu ümmet nasıl parçalanır ve ihtilafa düşer? Diye söyleniyor muş ki bunu kibar ı sahabeden İbni Abbas hazretleri işitti ve; “Ya Emirel Mü minin! Evet K.Kerim bize –Sahabe nesline- indirilmiştir ve ayetlerin hangi konuda ve niçin indiğini biz biliyoruz. Halbuki, bizden sonra birtakım insanlar gelecekler ve onlar ne konuda indiğini bilmeden Kur’ı okuyacaklar ve her biri bir fikir ileri sürecek, böylece ihtilafa düşecekler.İhtilafa düşünce de kavga ve kıtal yapacarak, kan dökecekler.”dedi.
Bu söz hz. Ömer’i kızdırdı ve İbni Abası tersledi.Fakat sakinleşip aklı selimle düşününce İbni Abbas’ın ne demek istediğini anlayarak onu çağırtıp şunları söyledi:--“Şu az evvel bana söylediklerini tekrar et bakayım.”dedi. İbni Abbas hazretleri de tekrar etti.Hz. Ömer onun sözünü iyice anladı ve çok beğendi.
Kuranı ayetleri hakkında rey ile yorum yapılmasını yasaklayan hadisler gerçeği örtbas eden ve ayetlerin hakiki anlamlarını tahrif eden , vakıaya ve murad ı ilahiye ters düşen zorlama tevillerdir. Yoksa bu yasak, kuralına uygun rey tefsiri ve murad ı ilahiyi ortaya koyan meşru tevil değildir.(Zehebi)
Sahabi döneminden itibaren, İslam geleneğinde sahih rey, dini anlamak ve anlatmak için bütün ilim dallarında, özellikle tefsir ve fıkıh ilimlerinde çokça kullanılmış, fakat aynı zamanda, Kur an ayetlerini maksat ve muradından uzaklaştıran yanlış rey ve tevile de karşı çıkılmıştır. Rey tefsirindeki sapmaların birçok nedeni olmakla birlikte, en önemlisi yukarıdaki rivayette İbni Abasın işaret ettiği üzere, ayetlerin hangi konuda ve ne sebeple nazil olduklarından gaflet edilmesi, esbabı nuzülden habersiz olunmasıdır. Sahabe i kiram neslinden sonraki nesil olan tabiin nesli müfessirlerinden Mesruk’un naklettiği aşağıdaki hadise, bu konuda ilginç bir örnek oluşturur.
Kufe şehrinde bir mescide girmiştik.Baktık ki bir alim etrafındakilere vaaz ediyor yani kıssa anlatıyordu:”Gökten bir duman kütlesinin geleceği güzel günü gözetle”ayetini şöyle tefsir ediyordu:--Biliyor musunuz bu duman nedir? Bu, kıyamet günü gelecek olan ve münafıkların kulaklarıyla gözlerini kafatacak ve müminleri de nezleye benzer bir şey yapacak olan dumandır.
Duyduklarımıza şaşırdık ve İbni Mesud’a haber verdik. Yanı üzerinde dayanmışken, irkilerek doğruldu oturarak şöyle dedi:”Allah CC Peygamberimize S.AV.”De ki, ben sizden bir ücret istemiyorum ve ben üzerime düşmeyen şeylerden sorulu değilim” Dolayısıyla bir kimsenin, bilmediği bir konuda:”En iyisini Allah bilir: Allah ü a’lem bi muradihi” demesi bilgililiktendir. Şimdi size ayette geçen dumanın ne olduğunu anlatayım.
GÖKTEN GELECEK DUMAN KÜTLESİ
“Kureyş kabilesi islama girmemekte direnip, Peygamberimize karşı gelince, efendimiz s.a.v., Allah’tan onlara , Hz. Yusuf a.s. kıtlık yılları gibi yıllar vermesini isteyerek Allah’a beddua etti. Allah CC ta Kureyşin’in başına açlık ve kuraklık musibeti verdi. O kadar ki, ölmüş hayvan etler i ve kemikleri yediler. Gözlerini göğe diktiklerinde, takatsizlikten dolayı dumandan başka bir şey görmüyorlardı. İşte yüce Allah CC bu konuda şöye buyurdu.”Gökten apaşikar bir duman geleceği günü gözetle-Ey Peygamber-! Öyle ki, o duman insanları sarıp kuşatacak, içine alacak-Duhan suresi 11.ayet-
Bunun üzerine Peygamber efendimize geldiler ve –Ey Allah’ın resülü Mudar kabilesi için Allah’tan yağmur iste, çünkü Mudar helak oldu. Allah ın resülü yağmur için dua etti ve yağmur yağdı. Ardından da şu ayet i kerime nazil oldu.”Biz azabı sizden azıcık kaldıracağız ama tekrar isyanınıza döneceksiniz-Duhan suresi 15. ayet-
K.KERİM’İ HADİS OLMADAN ANLAŞILMAZ
Kur’an ı Kerim emirler ve yasaklar mecmuudur. İlahi emirleri ve yasakları içerir. Ama ayrıntılara girmez pek çok konuda. Ama ayrıntılar bilinmeden, müslümanın ne namaz kılması, ne zekat vermesi, ne hacca gitmesi ve ne de diğer birçok emir ve ibadetleri ifa edip, haramlardan hakkıyla sakınması mümkün değil. Vahyin muhatabı olan efendimiz S.A.V. bu realiteyi bizzat dile getirmiştir.
Vahyin başlangıcında Peygamberimizin K.Kerim’in anlaşılması, öğrenilmesi ile ilgili endişeleri vardı. Onun endişesini kıyame suresi 19. ayeti kerimesi şöyle dile getiriyor.”Onu iyi bellemek için aceleye kapılıp durma! Şüphesiz onu kalbinde toplamak ve okutmak bize aittir.Öyleyse, sana onu okuduğumuzda, ardınca sen de oku-İçinden tekrar et- Sonra onu açıklamak bize aittir.” Kıyame 19. ayetinde buyurulduğu şekilde ayetlerdeki muradı ilahi, asıl mana Allah tarafından Peygamber efendimize öğretildı o S.A.V. de başta ibadetler olmak üzere şer i ahkamla ilgili detaylar Kur an ı kerimde olmayan bütün teferruatlar Kur an dışı bir başka vahiyle diğer adıyla VAHYİ ĞAYRİ METLÜV –Hadis ve kudsi hadisler-ile peygamberimize bildirilip açıklanmıştır.
Hz. Peygamber, kendisine verilen vahyi ğayri metluv usulune dayanarak, K.Kerimde asılları yer alan ilahi ahkamı, emirler, ibadetler ve diğer imani ameli hususları en açık şekilde açıklayıp sahabesine öğretmiştir. Bir çok kez de daha çok ibadetler hususunda kendi ictihatlarıyla açıklamalar da yapmıştır. Bunlar bazen Kur ani vahiyle ya tavzih ve tashih, ya da tasvip edilmiştir.Hz. Peygamberin sünnetinin K.Kerimi açıklamadaki fonksiyonunu belirtmek üzere, aşağıda birkaç örnek üzerinde durmak konuyu daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.
1)--“Eğer hasta olursanız veya yolculukta bulunursanız veya ayak yolundan gelirseniz yahutta kadınlara dokunup da su bulamazsanız, o vakit temiz bir toprağa teyemmüm edin. Yüzlerinize ve ellerinize sürün-Nisa 43-maide 6
Yukarıdaki ayetin zahirinden kadınlara dokunmanın abdesti bozduğu manası anlaşılıyor. Nitekim İmam Şafii ve bazı alimlerin mezhebi budur. Ancak ayetteki “Dokunma”anlamına gelen MÜLAMESE –LEMS’in el ile dokunmak olmayıp, cinsel temas manasında olduğu, bu konudaki hadislerden ve Hz. Peygamberin uygulamalarından anlaşılmaktadır.
2)Denizin suyu temiz, ölüsü helaldir. –EBU DAVUD Taharet babında geçen bu hadisi şerif, deniz hayvanlarının ölüsünün helal olup olmadığı sorununu vüzüha kavuşturmuştur. K.Kerimde konuyla ilgili ayeti kerime yoktu. “İki ölü helal kılınmıştır; “Balık ve Çekirge”-İbni Mace SAYD . Bu hadisi şerifle de deniz hayvanlarının ölüsünün helal olduğu açıklanmıştır.
3) Kesilen hayvanın karnından çıkan yavrusunun da boğazlanmış hükmünde-Helal-olduğunu sünnet açıklamıştır.
4)Organların diyetlerini belirleyen de sünnettir.
5)”Ne sizin kuruntularınız gerçektir, ne de kitap ehlinin kuruntuları-Yahudi ve Hrıstıyanlar-Ama her kim bir kötülük ederse, cezasını çekecektir. -Nisa 123
Bu ayeti kerime indiğinde Müslümanlar Peygamberimize endişeyle gelerek:”Ya Resulallah bu ayetin hükmünden nasıl kurtulabiliriz? Bir takım hatalarımız oluyor. Artık amelimizin de faydası olmayacak!”diye, büyük bir umutsuzluk içine düştüklerini ifade ettiler. Bunun üzerine efendimiz S.A.V;”Siz hiç hastalanmıyor musunuz? Başınız ağrımıyor, ayağınıza diken batmıyor mu? İşte bütün bunlar, işlediğiniz günahların bu dünyadaki kefaretleridir.”diyerek meseleye açıklık getirmiştir.