Maddi/manevi gereksinimleri giderilmiş refah toplumları sakin ve rahat, derdi olan cemiyetler ise ekonomik siyasal sosyal sorunlarla meşgül, huzursuzdur. Ekonomik sosyal sıkıntılar, cemiyeti araştırıcı yaptığı, araştırmak çabalamak zorunda bırakarak uyanık tuttuğu için iyidir. Yani birey buhranın şaha kalktığı asırda yaşarsa yaşadığı çağın idrakine varır. Yaşadığını idrak ederek yaşamanın zevkine erer.
İran’ın Basra körfezini kapatmaya çalıştığı, Amerikan savaş gemilerinin tatbikat için geldiği ve Rus savaş gemilerinin de bölgeye hareket ettiği şu küresel konjöktürde dünya da hangi ülkede olursa olsun yaşamak heyacan ve endişe veriyor, düşünenlere. ndişe Bölgemizde bu endişe verici gelişmeler olurken korkuya dayalı birleşmeler ve ayrışmalar da oluyor. Yani korkuya odaklı birleşmeler mi desem. Ulema tabiriyle HİSSİ VAHDET denir bu duruma. Böyle bir vahdet, birlik ve dayanışma ise kaypak bir vahdet şekli olarak tarif ediliyor. Makro alemde “CEBRİLİK”, insanlık aleminde ise “İRADİ”lik hüküm fermadır deniyor.
Bu düşüncelerin gölgesinde günler gelip geçerken kentimizde olan sosyal kültürel etkinlikleri de izlemeye, düşünen adamların fikirlerini öğrenmeye çalışıyoruz bizlerde. Bu cümleden olarak EĞİTİM-BİR SEN’in konuğu olarak Kayseri’ye gelen ve Belediye tiyatrosunda bir konferans veren Doç.dr. Osman Can’ı dinleyerek çağı idrak etmeye çalıştık geçen hafta. Osman Can demokrasi, yeni anayasa ve halkın ülke sorunlarına katılımı konularında konuştu, sorulara yanıt verdi. Etkinliği düzenleyen Eğitim Bir Sen başkanı Aydın Kalkan şunları diyordu.
AYDIN KALKAN: HİÇ BİR YERİNDE MİLLETİN VE İDEALLERİNİN OLMADIĞI ANAYASALAR
Amacımız,Hakimiyet bila kaydu şart milletindir ilkesini tam anlamıyla hayata geçirmektir. Doç.dr. Osman Can’ı konunun uzmanı olduğu için getirdik sizinle buluşturduk.
1960 tan itibaren yapılan tüm anayasalar militer iradenin ürünüdür.Sivil ve gerçekten demokratik bir anayasayla yönetilmek dünyadaki tüm milletlerden fazla Türk milletinin hakkıdır. Milletin sesi olan Memur SEN, toplumun yeni anayasa isteğini yansıtmak, özgürlükçü, şeffaf ve millete hesap verici, hukuk devletini inşa etmek iradesi ve çabası içerisindeyiz. Kuşkulanan devletten, kucaklayan devlete geçişi zaruri görüyoruz. Hem de acilen derhal. Çağdışı ideolojiler ve baskıcı uygulamalardan ülkemizin kurtulması elzemdir.
Temel hak ve özgürlükleri risk olarak görmeyen yeni anayasa, düşünce ve fikir özgürlüğüne sınırsız serbesti getiren, hak ve özgürlükleri esas alan, inancını giyimine ve yaşadığı hayata yansıtanların mağdur olmayacağı, yargı bağımsızlığını esas alan, anayasa mahkemesinin kendisini anayasanın üzerinde görmediği, milletin ve millet iradesinin tercihiyle oluşacak, tüm toplum katmanlarının irade ve inançlarını katarak oluşturacağı yeni ve sivil anayasa talep ediyoruz. Hepiniz gecemize hoş geldiniz.
DOÇ.DR. OSMAN CAN:”BİR ANAYASA KİME HİZMET EDİYOR DİYORSANIZ ONU YAPANA BAKACAKSINIZ.
Anayasada özgürlük yazıyor diye memlekete özgürlük gelmiyor. Darbeciler ve vesayetçiler anayasa metnine hukuk devleti yazdı diye hukuk devleti mi oluyoruz. 1960 da ve 12 eylül 1980 de birkaç hukukçu emirle oturtuldu ve emir komutayla özgürlük yazdı/yazdırıldı diye özgürlükçü mü oluyor? Anayasada yazıyor diye gerçek anlamda laik mi oluyor, demokratik mi oluyor, özgürlük mü oluyor kağıda yazıldı diye. Hayır olmuyor. Oluyor diyen varsa marsta yaşıyor gerçek yaşadığımız hayatla alakası yok.Ben bu yaşıma kadar bu ülkede gerçek demokrasiye raslamadım, görmedim.
Anayasa yapıldığı sene Dersim katliamı yapıldı bu ülkede.İskilipli Atıf Hoca asıldı. Anayasanın metnine bakmayacaksınız. Uluderede’deki tatbikata bakacaksınız.Anayasa yazılı bir metin değildir. T.C anayasası denen metni konuşmuyoruz. Hacımurat’la otobanda gidemeyiz. Cebinizde para olunca arabayı değişiriz değil mi. Mersedes alırız. Ben araba almam arabanın kullanım kılavuzunu değiştiririm olür biter diyemeyiz. Hacımuratın kullanım kılavuzunu değiştirmekle hacımurat değişmez.Anayasa metni yazmak da çok kolay. Türkiye de yapılması elzem olan arabayı değiştirmektir.
Türkiye bundan sonra nasıl birlikte yaşayacak onu tartışıyor.komşularıyla ve dünyayla nasıl yaşayacak, kendi iç huzurunu ve toplumsal barışını nasıl temin edecek onu tartışıyoruz. Bir anayasa kime hizmet ediyor diyorsak, onu yapana bakacağız.Anayasa devletin şemsiyesidir. Bir anayasayı kim yaptıysa onun çıkarına hizmet etmiştir. Bizim seçtiğimiz kimseler yani vekiller istediklerini gerçekleştirecek güce sahip mi? Mısır ve Suryiye’nin de anayasalarında egemenlik kayıtsız şartsız milletindir yazıyor. Ama Tahrir Meydanına bakın asıl olanı görürsünüz.
ASKERLER ŞİMDİYE KADAR ANAYASA YAPARLARKEN KİME GÖRÜŞ SORDULAR?
Üç tarz anayasa vardır. Birincisi yeni devlet, yeni inşa sözleşmesi. ABD de olduğu gibi. Amerika’nın kuruluşunda ve İngiltereyle savaşıp bağımsız olacakları zaman Avrupa’dan göçen milletlerin üzerinde anlaştıkları bir sözleşmeyle bağımsızlık savaşını kazandılar. Anayasanın girişinde “Biz, Amerikan halkı”diyor. ABD anayasası 46-47 maddeliktir ve 234 yıllıktır.Amerika’nın kurucusu George Washington’un ulu önderliğinden, onun kültünden ve ideolojisinden bahsetmiyor.
1789 Fransız ihtilalinden sonra ülkede 34 anayasa yapılmıştır.Hepsi “Hakimiyet bizde”diyor her anayasa yapan bizdeki gibi. Kendi kültünü ideolojisini öne çıkarıyor. Tabii diğerleri karşı çıkıyor ve anaysa tutmuyor ülke kargaşaya düşüyor, birisi çıkıyor değiştiriyor bu kez o kendini dayatmaya kalkıyor yine olmuyor ve 34 kez ülke istikrarsızlığa düşüyor. Bu gün dahi Fransa tam durulmuş değil.
Rus Bolşevikleri ise, Bolşevik yani komünist devrimini kendilerinden olmayanları imha etmek anayasası olarak yaptılar. Huzur değil katliam, kargaşa ve büyük kaos getirdi. Getirmediği tek şey huzurdu.
Bizde ise 1920 anayasası yapılırken kime sorulmuştur.Hangi kamuoyu araştırması yapılmıştır. Esnafın, tüccarın, çiftçinin, tüccarın anayasa yapıldığından dahi haberi olmamıştır. Tek parti diktası vardı. Varolan bir tek muhalefet partisi de “Takrir i Sükün”kanunuyla kapatılmıştır.-Bir İnönü bir M.Kemal yani bir Köroğlu bir ayvaz demek istiyor herhalde-1921 de tek adam, tek parti CHP yapıyor. Halk yok anayasanın hiçbir yerinde.Hakimiyet kayıtsız şartsız CHP nin o da iki adamın totaliterizminde.
1961 ve 1981 de de aynı şekilde millete danışılmadan, darbecilerin onay verdiği bir takım apolitik memurlardan oluşan bir denetleme ve onaylama heyeti. Darbeciler, Prof. Orhan Aldıkaçtı ve benzeri kapıkulu hukukçuların yaptıkları anayasayı inceliyorlar, okuyorlar ve beğendikleri maddeleri onaylıyorlar. Beğenmedikleri maddeleri çiziyorlar. İstedikleri kısımlara oldu diyorlar vs. Dolayısıyla bu anayasalar Türk milletiyle uzaktan yakından alakası olmayan anayasalardır.
İLK MECLİSTE ALEVİ DEDESİ, MEVLEVİ ŞEYHİ, MÜFTÜ vs. MİLLETİN HER RENGİ VARDI.
İlk TBMM de, Alevi dedesi, Mevlevi şeyhi, müftü, köylü, çiftçi halkın her rengi vardı kendi kendisini temsil ediyordu/ediliyordu millet. Bu gün ise;nufusun yarısı başörtülü ama 500 milletvekilinin içinde tek bir başörtülü vekil yoktur. Aday olma özgürlüğü dahi yoktur. Başını örttüğü için üniversitenin bahçesinde sürükleniyor dövülüyor. Üniversite ilk icat olduğunda Avrupa literatüründe, bilimin ve özgürlüğün tapınağı sayılıyordu. Bizim üniversiteler kapıkulluğundan başka bir şey yapmadılar. Darbe yapılmasına zemin hazırlamanın ve yapıldıktan sonra postal öpmenin adı üniversiteler oldu ülkemizde. Doç.dr. Osman Can aynen bu kelimeleri dememiş olabilir ama bu manaya gelen kelimelerle üniversitelerin, üniversitenin şan-şeref ve rölüne yakışmayan onursuzluktan başka şey yapmadıklarını hiçbir zaman milletin tarafını tutmadıkların deklare etti.
Bir de her şey meclise teslim edilemez. Vilayetlerde Ankara’dakileri TBMM ni denetleyecek “Vilayet Şuraları”ndan bahsetti. Bu arada Kayseri Gündem yazarı olarak kitabında bahsettiği Spinoza’nın “At arabaya bağlı köpek”sendromunu sordum. Şöyle izah etti.”Köpek at arabaya bağlanırsa. At arabaya uyum sağlarsa, hızlandığı zaman hızlanır, yavaşlayınca yavaşlarsa sorun yok. Ama araba hızlandığında koşamazsa veya araba yavaş giderken koşmaya kalkarsa o zaman mesele ve yolculuk zehir olur”.Yani, halk, kul edasıyla itaat ederlerse mesele yok ama meclise halkın yüzde ellisinin kıyafeti olan başörtüyle meclise girmeye kalkarsa militaristler, kendi yöntemlerine başvururlar şiddet, terör ve darbe havası estirirler türü daha nazik açıklamalar yaptı. Eğitim Bir Sen gecesinde fikri olmayanlar dahi fikir edinerek dağıldılar. Eğtim BİR SEN e tşk ederiz.