Geçen hafta Milli Eğitim Bakanlığı aldığı bir kararla bundan böyle 19 Mayısta yapılan törenlerin Ankara dışındaki illerde okullarda ve sade törenlerle yapılacağını bildirdi.
19 Mayıs, 23 Nisan, 29 Ekim, 10 Kasım, 30 Ağustos, 9 Eylül gibi, günler öncesinden hazırlığına başlanılan, caddelerin trafiğe kapatıldığı, birçok yerde (bugün PKK’nın etkin olduğu illerde) yaptığı gibi esnafa kepenk kapattırılır, kapatmadığı zaman ceza yazılan çok sayıda kutlamalarımız var.
Hele hele de ihtilal zamanlarında olursa, hangi siyasi görüşün belediyesi olursa olsun fark etmeden anonslar yapılır, dükkanlar kapattırılır ve halktan illaki kutlamalara katılmaları istenir. Eğer katılım az olursa da halk suçlanır.
Darbecilerin ve yöneticilerin belasından uzak olmak isteyen halkta; kar, yağmur, soğuk, sıcak demeden törenlere katılır ve törenler coşkulu bir katılımla yapılmış olur.
Bu gibi günlerde genellikle resmi tatil yapılır. Hastaneler, postaneler, okullar, fabrikalar ya hizmetlerini durdururlar ya da yarım gün mesai uygularlar.
Her toplumun tarihinde dönüm noktaları olan günler elbette vardır. Ama! Hayatta devam eder. Bu törenlere katılan kamu görevlileri, öğrenciler ve halka sorsanız kutlamaların yapıldığı gün hakkında bilgi sahibi olup ta kendi isteyerek törene katılanların sayısı 100 kişi içinde çift haneli sayılara ulaşmaz. Öyleyse büyük kalabalıklar burada niçin toplanırlar? Yoksa laf olsun torba dolsun mu diyorlar. Bunlara bu ikiyüzlülüğü hangi faşizan güç yaptırıyor.
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bugüne resmi törenlere harcanan para, katılımcıların zamanı, o gün üretim yapılmadığı için elde edilemeyen ve kaybedilen milli gelir hiç hesap edildi mi acaba! Edildiyse miktarı ne kadardır. Geçenlerde bir gazeteci Kıbrıs’ın üç gün önce toprağa verilen kurucu cumhurbaşkanı Rauf DENKTAŞ hakkında şöyle bir olay anlatmıştı. Kıbrıs’ta ki üniversitelerin birinde Rauf DENKTAŞ’ın konferansı varmış salonda dinleyici çok az olduğu halde salon dışı oldukça kalabalıkmış. BU durumu gören gazeteci dışarıda gezen öğrencilere kimin konuştuğunu sorar DENKTAŞ’ın konuştuğu cevabını alınca niçin salona girmediklerini sorduğunda aldığı cevap “DENKTAŞ’ın torunu da burada öğrenci ve oda dinlemiyor” olur.
Sahi 19 Mayısta konuşulanları, andımızı, 23 Nisan, 29 Ekim, 10 Kasım gibi günlerde konuşulanları kaç kişi dinliyor ve anlıyor.
Milli Eğitim Bakanlığının 19 Mayıs ile ilgili almış olduğu karara karşı çıkan anlayışa baktığımızda, 90 yıldır zorla faşizan uygulamalarla ülkeyi idare eden tek tipçi zihniyet yapısının temsilcileri oldukları ve zihniyetlerinin devam etmesi hevesinden bir türlü vazgeçmek istemedikleri anlaşılıyor.
Dini bayramlarımızı ve tarihi günleri elbette yok saymayalım ve değerlendirelim. Ama kutlamaları abartmadan, iki yüzlülük yapmadan ve dayatmadan yapmalıyız diye düşünüyor, Milli Eğitim Bakanlığına daha düzeltilecek çok işler var diyerek bakanlığın 19 Mayıs ile ilgili kararını destekliyorum.
|