Merhum babam H. Mecit Kur’an ehli hatta hastası bir kari-i Kur’andı. Yetim kaldığı için tefsirini ökumak kısmet olmadı, okutmadılar der zaman zaman ağlardı. Görücü hocaefendi namıyla meşhur amcam H.Kemal Efendi ise Kur’anı Kerimi babası merhum amcam H. Nuri hocaefendiden hakkıyla talim ettiği için her müşkilatını Kemalefendi amcamdan sorar, detaylarını da öğrenirdi.Bu durum 80 küsür yaşına kadar değişmedi. Kendisinden çok çok küçük olan alim yiyenine en büyük şeyhülislamın karşısındaymış gibi hürmet eder, -her ikisine Allah rahmet eylesin tüm ulemamızla birlikte-zaman zaman Mecit amca beni milletin yanında mahcup ediyorsun halkın içinde aşırı tevazusun derdi amcasına. Ama o hurmete layık olduğu için yapılıyordu hürmet. Altının kıymetini sarraf bilir demişler. Gelelim asıl konumuza.
Yine “Ekmeği ekmekçiye ver, üzerine bir ekmek de fazla ver”denir atasözünde. Günümüzün medya/dijital zamanı olması dolayısıyla yer gök bilgi eksikliği, zaman zamanda bilgi kirliliğiyle işgal ediliyor. Teknolojinin imkanlarını ordan buradan arakladıklar bilgilerle yetersiz şekilde kullananlar ilme ve alime hıyanet derecesine varan sapıtma ve saptırma fiili işliyorlar internet ortamından izlediğimiz kadarıyla.
Dini konuşmalar ve tartışmalar adıyla tv’lerde yapılan açık oturum ve tartışmalar dini olmaktan çok dini kullanarak rayting yapma ticareti bildiğiniz üzre. Gerçek alim olanlar. Hadis ve tefsirin eğitimini hakkıyla almış olanları o koltuklarda görmek çok az raslanan bir durum. Kur’anı Kerim ve onun türevi ilimleri okuyacak veya o konularda açık oturuma şahit olanların İmam ı Şafii’lerin İmam Azam’larla cedelleşmediğini bilmesini istiyorum. Ben şu görüşteyim ama benim ulaşamadığım veya anlayamadığım bir hadis veya delil çıkmazsa reyim budur. Daha doğrusu çıktığı anda iddiamdan vazgeçiyorum makamında ve yüceliğinde ilmin yıldızlarıydı hakiki Kur’an müctehidleri.
Bileninde bilmeyeninde konuştuğu yazdığı dijital ve medyatik kirlilik egemen günümüz şartlarında hoca diye lanse edilen ve adlarının başına Prof . Doç. Vesaire ünvanlar ekli kelam ve kalem ehli bazen Kur’an ilimlerini anlatacağız derken maalesef anlaşılamayacak, daha da kötüsü Kur’an tahsil etmekten soğutacak uslup veya ilmi kifayetsizliklere sebep olmaktadırlar. Bize düşen bütün bu handikaplarına rağmen kitab ı kerimimizle bağını pekiştirmeye, anlamaya, anlatmaya çalışan insanımıza “Müşkilü’l Kur’an”meselesine değinmeyi, bir nebze bilgi vermeyi elzem gördük.
KONUYLA İLGİLİ AYETİ KERİMELER
“Eğer o Allah’tan başkasının katından gelseydi, onlar onda birçok çelişkiler bulurlardı.-Nisa 82
“Hamd kuluna Kitabı dostdoğru bir şekilde indiren ve onda hiçbir eğrilik bulundurmayan Allah’a aittir. –Kehf 1
“Ona ne önünden, ne de ardından hiçbir batıl erişemez. Çünkü, hikmeti tam ve gücü erişilmez olan Allah’tan indirilmedir. –Fussilet 42
İHTİLAF/ÇELİŞKİ KUR’AN’IN KENDİSİNDE DEĞİL, FARKLI ANLAMADAN DOĞUYOR
Kur’an-ı Kerim’de ihtilaf ve karmaşıklık yok demek insanların onu farklı anlamayacakları manasına gelmez. Konuyla ilgili yukardaki Kur’an ayetlerinde söz konusu edilen ihtilaf konusu bu değildir.Ayetlerde ifade edilen Kur’an’ın kendi söz ve mana yapısında çelişki ve ihtilafın olmadığıdır.
İmamı Gazali; “Eğer bu Kur’an Allah’tan başkası katından gelseydi, onda birçok tutarsızlıklar bulurlardı” Nisa 82 ayetiyle ilgili olarak şunları söylemiştir. “İhtilaf sözü çeşitli manalarda kullanılan ortak bir lafızdır. Burada kastedilen, insanların Kur’an-ı Kerim’de ihtilaf etmeyecekleri değil, Kur’an’ın kendi yapısında ihtilafın bulunmadığıdır. Mesela “Bu ihtilaflı bir sözdür”denildiğinde, “Başı ve sonu fesahat bakımından birbirine denk değildir.”denilmiş olur. Halbuki insanların sözlerinde olur bu tür çelişkiler.