(Yazan: Handan Özduygu)
“SİZ BENİ HAKKIYLA SEVMEDİKÇE GERÇEKTEN İMAN ETMİŞ OLMAZSINIZ” (Hz. Muhammed S.A.V.)
Yunus Emre,”Benim neyim var da diyeyim, saçtığım hep taptuğun darısıdır.”demişti, biz de sadece aşıklarının aşkını anmaya çalıştık. Yine şairin “Bende kendi hallimce bedreddünem”dediği gibi, kendi hallimizce Cenab ı Peygambere s.a.v. ulaşabilme yolunda bir adım, bir gayret sadece.
Hz. Peygamber sevgisini en güzel anlatan kıssa, ilk aklımıza gelen, şüphesiz Hz. Ebubekir’i r.a.sıddıkıyyet makamına çıkaran hadisedir.Peygamber efendimiz, miracı güzini idrak ettiklerinde, olay Mekke i Mükerreme’de dalga dalga yayılırken müşrikler çaresizdi. Bir ümitle, Mekke i Mükerreme’nin en asil, en entelektüel ve aklı selim şahsiyeti olan Ebubekir radıyallahü anha koştular.”Duydun mu senin ki neler demiş, gölere çıkmışta Allah’la konuşmuş.Ebubekir R.A., sevgiyi sadakati ve teslimiyeti zirveye çıkaran ve ortaya koyan ve kıyamete kadar insanlığa özellikle müminlere örnek olacak şu cevabı veriyor:”O’ S.A.V’mu dedi? O dediyse gerçektir.”
SEVGİ İSRAFININ FARKINDA DEĞİLİZ. HZ. PEYGAMBER ERİŞİLMEZ ÜTOPYA DEĞİLDİR
Hz. Peygamber aşıkı şair şöyle diyor dizelerinde.”Ayinedir bu alem,her şey hak ile kaim //Miratı Muhammed’den Allah görünür daim.”
Enes R.A., Rasulullah Aleyhisselat-ü Vesselam efendimiizn şöyle buyurduğunu anlattı.
--Hiçbirinizin imanı kemale ermez. Tam, ben o kimsenin kalbinde,sevgi cihetiyle, kendi özünden, malından çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha fazla yer tutmadıkça.”
Sanırım bizim neslin en büyük sorunu alemlere rahmet olarak gönderilen bir resulü aslında varlığın biricik hilkat sebebi olan Peygamberi, erişilmez ulaşılmaz bir efsane, bir ütopya olarak görmemiz.
Allah a iman ve İslam olma iddiasında olan her insanı yakından ilgilendirecek olan bu hadisi şeriften öncelikle anlamamız gereken, daha ne olup bittiğini anlamadan bitiveren kısacık ömrümüzde, birincil ilişkimizin, Peygamber efendimizle kurulması gerekiyor olması. Kur’an-ı Kerim’in de defaatle ifadesiyle”Dünya ahret selametinin”biricik reçetesi bu.
Yeri geldiği zaman hepimiz bizim bizim dinin”Sevgi Dini”deyip geçiştiririz de, asıl sevginin ne olduğunu neyin sevilip sevilmeyeceği konusunu bilmeyiz…Annelerimiz hep sofrada artan yemeklerin kaygısıyla “İsraf Haramdır”diyerek bizleri bizleri büyüttü. Bu şekilde motive ettiler.Ama sevgide israfın ne olduğunu ne onlar bilebildi ne biz tefekkür edebildik. Sevgi israfı bugün öyle boyutlarda ki, duygusal erozyon sayesinde stres illeti sadece ruh sağlığımız değil fiziksel sağlığımızı bile tehdit eder boyuta geldi.
Sevgide öncelik cetveli ya da sırası doğru öğretilmeyip, gerçek sevgi için emek verilmeyince toplumda oluşan kargaşa, insanları dinden uzaklaştırıp, duyguları arızalı bir nesil ortaya çıkardı. Maddi platformda kıymetli, değerli olanı çok iyi ayırt edebiliyoruz da maalesef manevi alanda duygusal boyutta muhasebemizi bilmiyoruz.
Girişte zikredilen hadisi nebevide bu sevgiyi nebevi muhabbeti yaşamadan ve yaşatmadan bizim ne kendimize, ne evladımıza anne ve babamızdan kimseye bir hayrımızın olamayacağı vurgulanıyor. Şu halde bizi biz yapan, olduran ya da öldüren, bizi var eden ya da anlamlı kılan bu sevgiyi Hz. Peygamber sevgisini, “Öncelikle, biriciklik ve hatta tüm yaratılmışlara tercih için öncelikle öncelikle onun sevgisiyle tanışmamız elzem. İnsanın bilmediği, bir şeyi ruhuna yabancı olan birini sevmesi elbette müşkilatlıdır. Evet sevgili okuyucum. “Nurundandır bütün nurlar Muhammedin”diyor ve o nuru kalbimize kanımıza koymasını rabbül aleminden niyaz ediyoruz. Sevgili Okuyucularımın, alemi islamın ve aziz vatanımızın kıymetli millet evlatlarının mübarek mevlit kandilini kutlar feraha ve salaha vesile olmasını niyaz ederim.
|