DUYDUNUZ MU?
*Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın oğlunun da Lübnan'a giden askerler arasında yer aldığını,
*DYP Genel Başkanı Ağar'ın ben iktidar olsaydım askeri konuşturmazdım dediğini,
*Artık anketlerin ardı arkasına gelmeye başladığını,
*Son ankette MHP'nin barajı aşamadığının görüldüğünü,
*Gazetemiz Genel yayın Yönetmeni Mehmet Uğurlu'nun bu sabah Radyo 7'de telefonla canlı bağlantıya bağlanacağını ve üniversitedeki başörtüsü meselesini aktaracağını,
*CHP'nin son günlerde iyice sessizliğe büründüğünü,
*Kayseri'de raylı sistemin ilk raylarının döşenmeye başlandığını,
*Türkiye'nin soykırımı kabul etmeye zorlandığını, batının büyük bir çirkinliğe sürüklendiğini,
*Türkiye'm topluluğunun lideri Mustafa Özbek'in memleketi Kırıkkale'de Ak Partiye ve millete ağır bir şekilde yüklendiğini,
*Türkiye'de bir ihtilal olur mu tartışmalarının yeniden alevlendiğini,
*İrtica tartışmalarının biranda her yeri sardığını, 4 yıldır olmayan irticanın sanki bir günde gelmiş gibi milletle alay ettiklerini ve kendi pis emellerini gerçekleştirmek için bunu bahane olarak ileriye sürdüklerini.
DANiMARKA ECELiNE Mi SUSADI
Peygamber Efendimize hakaret karikatürleri ile tüm Müslümanları kendisine düşman eden Danimarka denen haçlıların daniskası bu çirkefliğini ve İslam düşmanlığını daha ileriye taşımaya başladı. Son olarak Mübarek Ramazan ayında bulunmamıza rağmen Danimarka'da Peygamberimize hakaret yarışması düzenledi. Bu yarışmayı da devlet televizyonu yayınladı. Orada Allahsız şerefsizler Peygamber Efendimizin o mübarek simasını şekilden şekle sokan karikatürler çizerek Allahın Resulünü alaya aldılar. Tüm Müslümanlara hakaretler ettiler. Tüm bunlar daha önceki gün gerçekleşti.
Belli ki Danimarka bu işi azıttı, cami duvarına işemenin de ötesine götürdü. Eceli gelen it gibi sağa sola dalaşmaya başladı.
Onların başına bir gelecek var heralde. Allah onlara bir bela verecektir, Allah onların cezasını verecek. Allahın resulüne bu kadar çirkin saldıranları Yüce Mevla bildiği gibi yapacak. Allah çok sabırlı. Biz insanlar olsak bir gecede o bölgeyi bir daha yaşanmaz hale getirirdik.
Müslümanlarda da iş kalmadı. Ne yapsınlar her birinin ülkesinde sıkıntılar had safhada. Müslümanlar birçok ülkede öz yurtlarında garip yaşıyorlar. İnançlarını yaşayamıyorlar. Küresel küfür sert esiyor. Ama bir gün gelecek küresel küfür yerine hidayet ve huzur rüzgarları esecek.
AK PARTİYE TOPYEKÜN SALDIRMAYA BAŞLADILAR
Son günlerde hemen tüm kesimler Ak partiye karşı ortak bir taarruza geçmiş görünüyorlar. Nedeni belli. İktidarı biran önce seçime zorlayıp Cumhurbaşkanını bu iktidarın seçmesini engellemek. Bunun için yeni örgütlenmeler kuruluyor, Yok, vatan satıldı kaçtı göçtü falan fiş mekan diye yaygaralar yapılıyor, gargaralar çekiliyor,sanki dünya batmış tam ortasında da Türkiye yer almış, Türkiye'yi batıran da Tayip Erdoğan olmuş gibi bu kadar akla mugayir söylemler tutturuyorlar. Tek dertleri iktidarı indirmek ya da zayıflatmak. İnanın iktidar düşse yamyamlar yeniden iktidara gelse sanki irtica bıçakla kesilmiş gibi kesilecek ve irtica falan kalmayacak. Çünkü zaten yok. Tek amaçları var kişisel çıkarları. İrtica türküleri yeniden ısıtılıp ısıtılıp servis yapılıyor. Millet de her gün aynı şeyi yemekten bıktı usandı. Canına tak dedi. Göz göre göre insanı kandırıyorlar. İrticaya bak irticaya deyip iktidara gelip devleti hortumlayacaklar, milletin paralarını çalacaklar. Geçmiş zamanlarda olduğu gibi.
Refah yol iktidarını irticacı diye yıktıklarında, ardından Ecevit, Yılmaz Bahçeli iktidarı geldi. Onlar gelir gelmez irtica sona erdi. Ardından hortumlar takıldı, borular döşendi bankalardan milyarlarca dolar paralar hortumlandı, devlet batırıldı, millet yoksul bırakıldı. İrtica bitmiş oldu. Bunun adı ihanet değil mi?
ÖĞRENCi KONSEYi BAŞKANI NEYiN BAŞKANI?
Üniversitede Öğrenci Konseyi Başkanı Varmış. Ne iş yaparmış? Hiiç. Üzerine vazife olmayan işlere karışır, kurumla arasını hoş tutar geçinip gidermiş. Geçtiğimiz günlerde üniversitede iftar yemeğinde başörtüsü tartışmasından sonra gazetemizin yaptığı haberleri içine sindiremeyen Öğrenci Komisyonu Başkanı öğrencileri savunacağı yerde karşı tarafı yani YÖK'ü savunmuş, gazetemize kendince hakaretler etmiş. Oysa o daha doğmadan ülkücüydük ve okul reisiydik. Hem de Gazi Üniversitesinde. Hem biz öyle rektörlükten beslenmezdik de. Rektörlüğün karşısına çıkar çatır çatır eylem yapardık. Başbuğun kapısında sabaha kadar sırayla nöbet tutardık. Zalimin karşısında, mazlumun yanındaydık. Şimdi bakıyorum da öğrencilerin hakkını savunması gereken Öğrenci Komisyonu Başkanı, öğrencileri değil rektörü ve rektörlüğü savunmak için kırk takla atıyor, ona yaranabilmek için başörtüsünü yerden yere vuruyor. Bunu seçenler bunun vebalinden nasıl kurtulacağını mı sanıyorsunuz? Birileri bu çocuğun kulağını çekmeli hem de ciddi çekmeli.
YiNE YEŞiLLENDi İRTİCA(!) DALLARI!...
1965 DOĞUMLUYUM. Ben ben ilkokula başladım irtica tartışmaları vardı. Daha sonra ben ilkokulu bitirdim imam hatibe yazılmak istiyordum. Sınıf öğretmenimiz komünistti. Babamı çağırıp bunu imam hatibe vermeyin öğretmen okuluna verin diye ısrar etti, ben ise İmam hatibi tercih ettim. Her neyse ben imam hatipteyken irtica tartışmaları devam ediyordu. Nihayet 12 eylül oldu. Daha sonra üniversiteye gittim. Gittiğim günden itibaren irtica tartışmalarının içinde buldum kendimi. İlahiyat fakültelerinde başörtüsü yasağı nedeniyle çok eylemler oluyordu. Üniversiteyi bitirdim ama irtica tartışmaları halen bitmiyordu. Ankara'da gazeteci olarak çalışmaya başladım, Zaman gazetesinde ilk yaptığım haber neydi biliyor musunuz "Mamak cezaevinde namaz takkesiyle koğuşta gezdiği için irticacı diye dövülen ülkücü mahkum Hüseyin Kurumahmutoğlu hayatını kaybetti. Yani Mamak cezaevinde namaz takkesi giydiği için işkenceyle öldürüldü." İl haberim buydu. Demek istediğim o ki o zamanlar da irtica tartışmaları alabildiğine devam ediyordu. Kayseri'de imamlığa başladım, imam olduğum dönemde bile irticai faaliyette bulunduğum gerekçesiyle mahkemelerde defalarca yargılandım. Kayseri'de gazeteciliğe başladım irtica kampanyaları son sürat başlamıştı. 28 şubat döneminde bu irtica yaygarası sürecini iliklerimize kadar bizzat yaşadık. 120 tane ağır cezada davam vardı. Aradan yine on yıl geçti irtica dalları yeniden yeşertilmeye başlandı. Her gün irtica tartışmaları yapılıyor. Böyle bir ülke iflah olur mu? Başını örten genç kızı devlet düşmanı gören zihniyet, Müslümanlara yaşam hakkı tanımayan zihniyet, küresel küfürle birlikte hareket ederek kendi insanını ezmeye çalışan zihniyet yapsa yapsa neyi başarır biliyor musunuz? Türkiye'yi haçlılara teslim eder. Zaten bu tartışmalarla ülkeyi gerenler onların kalıntılarıdır.
VURAL SAVAŞ OLSA NELER NELER YAPARMIŞ
Bir zamanlar Allah diyen herkesin içeri atılmasını savunacak kadar ileri giden Vural savaş kaç partiyi kapatmanın verdiği hazla yine sallamış. Ben olsaydım demiş hemen Ak Partiyi kapatırdım. Kapatma davası açardım. Çıkar konuşurdum, basın toplantısı düzenlerdim demiş., Allah bunlardan milleti kurtardı ya. Onun o yüzünü vatandaş her karşısında gördüğünde lanet okumuyor muydu? Bunlar kendilerini ülkenin sabısı sanıyorlar. Siz kimsiniz be? Bilmem nerelerden nerelerden göç edip gelip memleketin sahibi mi oldunuz. Biz memleketin öz be öz evladıyız. Burada doğdur burada büyüdük. Dedem bu memleket için savaştı şehit oldu. Diğer dedem gazi oldu. Siz kimsiniz de bu vatanın sahibi oluyorsunuz. Siz olsa olsa bu vatanın karıştırıcıları olabilirsiniz.