DUYDUNUZ MU?
*Raylı sistemin raylarının tam belirlenen takvimde meydana döşenmeye başlandığını,
*Boğazlıyan Şeker Fabrikasının açılışının 29 Ekim yerine 10 kasıma ertelendiğini, Kasım sonuna kalma ihtimalinden de bahsedildiğini,
*Birleşmiş Milletler Genel sekreterliğine Kofi Annan'dan sonra Koreli bir Moon Tarikatı üyesinin seçileceğini,
*Kayseri'de Ramazan ayında beklenen trafik sıkışıklığının yaşanmadığını, bunda alınan önlemlerin etkili olduğunu,
*Yoksulluk sınırının iki milyarı geçtiğini, Ramazan ayında insanlarımızın büyük bir çoğunluğunun yoksulluk sınırı altında kaldığı için iaşe paketleri dağıtıldığını,
*Afganistan'da Vali ve emniyet müdürünün öldürüldüğünü, Afganistan'da Taliban'ın yeniden zafer kazanabileceğini, Amerikan işgalinin sona erebileceğini,
*Irak'ta general öldürüldüğünü, Irak'taki direnişin de daha çok uzun süre devam edeceğini,
*İran'a karşı Tayip Erdoğan ile Kral Abdullah'ın anlaştığına dair haber ve iddiaların yayınlandığını,
İL GENEL MECLİSİNDE KAYÇEV GERGİNLİĞİ
Geçtiğimiz ay içerisinde Kayçev ortaklığının reddi ile ilgili olarak İGM kararı Vali tarafından yeniden görüşülmek üzere İGM'ye gönderilmişti. İGM de dün bu konu yeniden oylandı ve reddedildi. Bu durum tabi ki Vali'yi de Atsız'ı da zor duruma sokuyor. Çünkü Özel İdarenin bir ortak iştiraki kapanmış oluyor. Belki birtakım harcamalar bu şirket bütçesinden yapılabiliyordu. Ama İl Genel meclisinin aldığı karar da bence doğru bir karar. Şimdiye kadar kimse Özel idarenin böyle bir ortak şirketinin olduğunu bilmiyordu. Buranın bütçesi nedir, kimler çalışıyor kimler çalışmıyor, buraya ne alınıyor ne satılıyor kimse bilmiyordu. Denetim zor oluyordu. Sanıyorum İl Genel Meclisi üyeleri bu ortaklığın fayda yerine zarar getireceğine inandı ki ondan dolayı ortaklığı reddetti.
MUSTAFA ATSIZ'IN ÖZEL KALEM MÜDÜRLÜĞÜ DE RED
Dün yine İl Genel Meclisinde bir oylama daha dikkat çekiciydi o da Özel idare Sekreter'i Mustafa Atsız'ın özel kalem müdürü kadrosu talebi. İl Genel Meclisinde bu tartışma yapıldı ve özel kalem müdürü kadrosunun olamayacağını karara bağladı. Tabi ki özel kalem müdürlüğü Başbakanlıkta, bakanlarda, Büyükşehir belediye başkanlarında valiliklerde bulunmakta. Aslında Genel Müdürlerde de özel kalem oluyor ancak bu genel müdürlüğün büyüklüğüne göre değişiyor. Kayseri'deki özel idare genel sekreterinin bir de özel kalem müdürü olması biraz fazla lükse kaçacaktı. Atsız zaman zaman binanın adını genel sekreterlik koyduğu için, araçlara genel sekreterlik araçları yazdırdığı için eleştiriliyordu. Bu özel kalem olayı da onlardan biri olmuş oldu.
DEMiREL MGK KARAR ÇIKARTSIN DEMİŞ
Süleyman Demirel yine ortalarda konuşuyor ve sağa sola akıl veriyor kendince her yerde Ombusdmanlık yapıyor. Hükümete bir tavsiyede bulunuyor, ardından askere bir tavsiyede bulunuyor, ardından muhalefete bir tavsiyede bulunuyor ama kimseye de yaranamıyor. Şimdilerde ise MGK'nın irticayla mücadele için kararlar çıkartılmasını istemiş. Yani 28 Şubat kararları gibi kararlar alınsın demiş. Ortada fol yok yumurta yok bunlar ne diye kaz yumurtası yumurtlamaya çalışıyorlar anlamak mümkün değil. Zorlaya zorlaya bir yerlerine zarar verecekler. Hem diyorlar ki Tayip ülkeyi sattı, hristiyanlarla kol kola, İsrail'e ülkeyi sattı diyorlar ardından irtica cı bunlar diyorlar bir söyledikleri ile diğeri arasında dağlar kadar fark var.
ÇEVİK BİR GAZETECİLERİ YERE YATIRMIŞ
Dün Yenişafak gazetesinin manşetinde güzel bir haber vardı. Milliyet Gazetesinden Hasan Pulur'un sözleri. Hasan Pulur Çevik Bir'den dinlediklerini anlatmış. 28 Şubat'ta gazetecileri korkutmak için karargaha çağırdıklarını orada yerlere yatırdıklarını geceleri nöbetçilere ateş açtırıldığını güle güle anlatıyormuş. Bu gazeteciler de korktuğu için 28 şubatın en yalaka gazetecileri olmuşlar. Müslümanlara iftira yarışına girmişler. Allahtan korkmamışlar askerden korkmuşlar.
ÇEVİK BİR BENİ DE DGM'YE VERMİŞTİ
Çevik bir ile bir de benim hatıram vardı. 28 Şubat'ın en hareketli günleriydi. Gazetemizde bir köşe yazısı çıkmış isimsiz bir köşe yazısı. Ben de tabi yazı işleri müdürüyüm. Bir de baktık Mahkeme kağıdı geldi ki şikayet eden bizzat Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir yazıyor. Altına da not düşülmüş savcılığa gönderilen suç duyurusu şikayetinde diyor ki Çevik Bir "Bu gazetede bu haberi yazan şahsın yani benim derhal cezalandırılıp tarafıma haber verilmesi diyor. O zamanın savcısı bile şu ibareye bak resmen baskı yapıyor demişti. Savcı da durumdan korktuğu için mahkemeyi Ankara Devlet Güvenlik mahkemesine sevk etti. Orada yargılandım ilk duruşmada beraat ettim.
MEHMET AĞAR PKK'YA AF İSTEMİŞ
Bu isteği Mehmet Ağar değil de Tayip Erdoğan istemiş olsaydı kesin asarlardı. Ama Mehmet Ağar çıkıyor Mardin'de konuşurken PKK için bir kereliğine af gerekiyor ben bu riski üzerime alırım diyebiliyor. Kimsenin umurunda bile olmuyor. Mehmet Ağar'ı kale almadıkları için mi yoksa başka bir şey mi var.Mehmet Ağar kimlere mesaj vermeye çalışıyor. Amerika'ya mı Avrupa'ya mı, Kürtlere mi, Derin Devlete mi neye selam veriyor? Neden durup dururken PKK'ya af konusunu gündeme getirdi. PKK'nın avukatı mı ki af istiyor?
DiNDAR CUMHURBAŞKANI İSTEMİYORLAR
Tüm bu saldırılar ve saldırı hazırlıklarının hepsinin bir nedeni var o da Cumhurbaşkanlığı seçimi. AK Parti eğer Cumhurbaşkanını CHP'nin belirlediği bir isim üzerinde karar kılalım dese hiçbir şey kalmayacak. Onlar sözde rejimi sağlama almış olacaklar. Oysa asıl sağlama aldıkları yer kendi koltuklarıdır. Etkinliğimiz azalır, koltuklarımız altımızdan uçup gider, biz de bu şekilde sürdürdüğümüz saltanatımızı noktalamak durumunda kalırız diye endişeleniyorlar. Tüm endişeleri bundan ibaret. Diğerleri bahane, yanıltma ve inandırıcılıktan uzak gerekçe.
Dindar bir Cumhurbaşkanı istemiyorlar. Hanımı başörtülü bir cumhurbaşkanı istemiyorlar. İmam Hatip Mezunu bir cumhurbaşkanını hele hiç istemiyorlar. Sebep nedir anlamak mümkün mü? Dindardan ne zarar görecekler ki?Dindarlar bunlara ne yaptı ki böyle yapıyorlar. Asıl sebep dindarların hiçbir şey yapmamalarından kaynaklanıyor galiba. Aslında bir şeyler yapmalıydı, dişini göstermeliydi. Dindarlar korkak, pısırık, bunları korkutalım mantığında olmazlardı.
Korkuyorlarsa eğer rejimi değiştirir şeriatı getirir diye mümkün değil, Türkiye'de şeriatın gelmesine ilk önce onlar karşı çıkar. Çünkü onlar da rahat yaşamakta olan siyasetçilerdir. Şeriat gelse hepsi rahatlıklarından olacaklardır.