DUYDUNUZ MU?
*Ecevit'in ölümüne hemen herkesin üzüldüğünü,
*Ecevit'in cenazesinin tam Ak Parti büyük kongresinin olduğu gün Ankara'da kaldırılacağını,
*MHP'nin büyük kongreye hazırlandığını,
*Mesut Yılmaz'ın yüce divanda suçlu bulunduğunu,
*Ecevit'in ölümünün Türkiye'de gündemi değiştirdiğini,
*Fethullah Hoca'nın Ecevit için mesaj gönderdiğini,
*Açık istihbarat adlı sitede Tayip Erdoğan'ın mason olduğuna dair acayip bir iddianın ortaya atıldığını,
*Ecevit'in cenazesinin Cumartesiye alınmasını Abdullah Gül'ün istediğini,
*Hükümet'in cenaze için özel kanun çıkarttığını,
*Yılbaşından sonra Genel Sağlık sigortasına geçileceğini,
*Boğazlıyan Şeker Fabrikasının bugün açılacağını, açılışta Özışık'ın iki manken getirdiğini,
*Erciyesspor ile ilgili umutların giderek tükendiğini,
BÜRÜNGÜZ CAMİ TUVALETİ (2)
Dünkü yazıma olumlu tepkiler aldım. Bürüngüz cami tuvaleti ve şadırvanının yıkılması olayına işaret etmiştim. Bazı okurlarım aradı ve bu konuyu gündeme getirdiğim için teşekkür ettiler. Hatta bazıları annelerinin babalarının hayrına buraları zamanında yaptırdıklarını, onların bu hayırlarının hiç düşünülmeden şimdi dümdüz edildiğinden yakındılar. Haklılar da. Hayrın küçüğü büyüğü olmaz. Ne bilsinler ki bir zaman gelecek ve belediye burayı dümdüz yapacak ne şadırvan ne tuvalet kalacak. Onlar da görünce hayret etmişler. Ben yine soruyorum. Tuvaletsiz bir cami olur mu, Abdest alınma yeri olmayan bir cami olur mu? Şehrin meydanındaki tuvalet sorgusuz sualsiz kaldırılır mı? İnsanlar abdest tazeleyecekse abdesti sıkışan ne yapacak? Belediye'nin orayı dümdüz yapıp altını doldurduğu ortada. Zamanında yapılan hayırları ortadan kaldıranlar bunun vebalini nasıl verecek?
TÜRKİYE'DEKİ İHALE SİSTEMİNE ATIFTA BULUNAN İLGİNÇ BİR FIKRA
Küçük bir ilçenin belediye başkanlığına seçilen bir siyasetçi belediyenin binasının kapısını değiştirmek istemiş. Açık ihale yani pazarlık şeklinde yapayım bu küçük işi demiş. İki tane çelik kapıcı belirlemiş ve onları makama çağırmış. Demiş ki şu kapıyı değiştireceğiz. Önce birine sormuş. Kaça yaparsın bunu. Adam bakmış hesaplamış ve beş yüz milyona yaparım demiş. Başkan bunu nasıl hesapladın bir de bana anlat demiş. O da demiş ki işte sökülmesine şu kadar gider taşınmasına şu kadar gider yeni çelik kapıyı yapması monte etmesi şu kadar toplam 400 milyona mal ederim yüz milyon da ben kazanırım demiş. İkinci Çelik kapıcıya dönmüş başkan ve sen kaça yaparsın aynı kapıyı demiş. İkinci Çelik kapıcının verdiği cevap çok düşündürücü ve güldürücü. Başkanım ben bu kapıyı iki buçuk milyona yaparım demiş. Başkan hayret etmiş kardeşim aynı kapı. Adam beş yüz milyon diyor sen iki buçuk milyar diyorsun. Neye dayanarak bu fiyatı söylüyorsun deyince ikinci Çelik kapıcı demiş ki; Başkanım bir milyarını sana veririm bir milyarını ben alırım 500 milyon da (çok affedersiniz) bu yavşağa veririz kapıyı o yapar getirir takarız demiş.
CANLI YAYIN İHALESİ ENTERESAN
İsim vermeyeceğim o kurum ve şahıslar kendilerini çok iyi biliyorlar. Bir açılış töreninin ulusal bir televizyonda yayınlanması için teklif götüren hatta 4000 dolar gibi cüzi bir miktara kadar inen kanala işi vermemişler.
ÖZIŞIK İKİ MANKEN GETİRMİŞ
Boğazlıyan Şeker Fabrikasının açılışı için Vedat Ali Özışık, birisi Tuba Özay olmak üzere iki bayan manken getirmiş. Ben bunu anlamıyorum doğrusu. Çiftçilerin parasıyla yapılan Boğazlıyan şeker fabrikasına neden manken getirilir bilemiyorum. Şeker Fabrikası ve pancar ile mankenin de bir alakasını göremiyorum. Hadi diyelim bir giyim mağazası, bir otomobil fabrikası, bir alışveriş merkezi falan olsa belki gerekçe bulunabilir ama Pancar alımı, şeker fabrikasının açılışı işini bir türlü ilişkilendiremedim. Bilmem siz ilişkilendirebildiniz mi?
DÜĞÜN GECESİ GELİNİN KOLUNU BACAĞINI KIRMIŞ
İsim vermeyeceğim ama bir pancar kooperatifinin başkanlığına geçmişte aday olan bir şahıs yaşı biraz da orta yaşlı, evlenecek bir kız bulmuş tam düğün dernek hazırlanmış. Ama düğün gecesi gelinle tartışan bu ismi bende saklı kişi gelin adayını tekme tokat öyle dövmüş ki ağzını burnunu kırmış ve düğün falan iptal olmuş. Komik ama olmuş bir olay
NEDEN İNSANLAR ÖLDÜKTE SONRA KIYMETLENİYOR
Son yıllarda enteresan bir gelenek oluştu. Bir insan vefat ettiğinde onun düşmanları bile şöyle iyiydi böyle iyiydi şeklinde beyanatlar veriyor. Sağdan sola hemen herkes bu şahsı sahipleniyor. Oysa hayattayken o verilen değerin onda birini göremiyor. Ecevit olayında da durum pek farklı değil. Sağcısından solcusuna, ona kızandan sevene herkes yere göğe sığdıramıyor.Bir tek Vakit gazetesi hariç. Diğer gazeteler Yenişafak dahil tam sayfa Ecevit belgeseli, sevgi seli falan haberleri verirken Vakit Merve Kavakçı olayını tam sayfa yapıp unutmayacağız demiş. Şimdi Türk insanında son yıllardaki oluşan gelenek ölünün arkasından konuşulmaz, ölen her kim olursa olsun aleyhine konuşulmaz, sahiplenilir şeklinde bir gelenek oluştu. İyi veya kötü. Gerçi bu davranışlar bir yerde ikiyüzlülük oluyor ama olsun. Mesela hayattayken ona demediğini bırakmayanlar ölünce neredeyse kendini dağıtıyordu. Anlaşılmaz bir duygu. Sahte olmasına sahte ama iyi mi kötü mü buna henüz karar vermek çok güç
ABDULLAH GÜL'Ü GÜLME KRİZİNE SOKAN FIKRA
Geçtiğimiz günlerde Kayseri'de açılışlar yapan Gül'e anlatılan bir fıkradan dolayı gülme krizi gelmiş. Fıkra şöyle. Kayserili bir vatandaş esnaf olmuş Allah yürü ya kulum demiş, paraya para demiyormuş. Müthiş para kazanıyormuş. Dışardan gelen bir arkadaşı sormuş. Kardeşim sen bu parayı nasıl kazanıyorsun bunun sırrı ne? Çok mu kar koyuyorsun deyince Kayserili cevap vermiş; Yok be abi, bire alıyoruz 4'e satıyoruz yüzde 3 para kazanıyoruz Allah bereket versin demiş. Bire alıp dörde sattığında tam üç katı yani yüzde 300 kazanmasına rağmen, Kayserili zekasıyla manipüle etmiş ve bire alıyoruz dörde satıyoruz yüzde üç para kazanıyoruz demiş. İşte bu fıkrayı duyan Gül dakikalarca gülme krizine tutulmuş.