SERDAR TURGUT’UN İRONİSİ
Akşam gazetesi yazarı sayın Serdar Turgut, önem vererek okuduğum yazarlardan biridir.
Biraz yazı sitilini beğendiğim, birazda konulara yaklaşım tarzı v.s birkaç farklı yönlerinden dolayı akşam gazetesini elime alır almaz ilk onu okurum.
Diğer gazeteler içinde aynı şey söz konusu.
Mesela Hürriyeti elime alır almaz önce Ertuğrul Özkök’ün yazısını okurum.
Oktay Ekşi’yi veya Ahmet Hakan Coşkunu okuma ihtiyacı ilginçtir hiç duymam.
Her ne ise…
Serdar bey dünkü yazısında güzel bir ironi yapmış.
Merkez bankasının başına faizden hoşlanmayan bir başkan, diyanetin başına da ateist bir başkan getirmeli şeklinde yazdığı yazısının başlığı da ilginç ‘post modern Türkiye’
Kendince parlak bulduğu paradoksal düşüncelerini şöyle sıralamış;
Milli savunma bakanlığına bir hippi,
Milli eğitim bakanı olarak çocukları hiç sevmeyen birini,
Kendisini de tarım ve köy işleri bakanlığına atanmasını,
Polat Alemdar tipini de adalet bakanlığına düşünmüş…
Bende kendi yarıçapında bir köşe yazarı olarak yazmaktan usandığımda böyle ironik yazılar denerim
Sanırım sayın Turgut da dün böyle bir günündeydi.
Böyle durumların, gündemin yoğun, yazılacak konuların çok olduğu zamanlardan daha orijinal fikirleri beslediğini biliyorum.
Bazı hesapları hesap dışı tuttuğu için insan, böyle zamanlarda gerçekleri daha çarpıcı yazma imkanı doğmuş oluyor.
Doğru söylüyor sayın Turgut.
Faizle uğraşan bir kurumun başına faize karşı olan birini oturtmamak gerekiyor.
Tıpkı halkının yüzde doksanı Müslüman olan bir ülkede yayın yapan şu ulusal gazeteler gibi…
Şu ulusal gazetelerimizin durumu hitap ettikleri ülke halkı açısından bir değerlendirin bakalım…
Sayın Turgut’un o çarpıcı tespitlerinden daha çarpıcı değimli..!?
Ulusal basınımız, bu açıdan bakıldığında, tıpkı çocuklardan nefret eden bir milli eğitim bakanını andırmıyor mu…! vesselam