|
Sıradan bir vatandaş olarak elimi vicdanıma koyuyorum ve Türkiye'nin son 4 yılını hesaba katarak son olayları da içine alarak, yiğidi öldür ama hakkını yeme düsturu içerisinde şu değerlendirmeleri yapma ihtiyacı hissediyorum. Başbakan Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti'nin son elli yılında yetiştirdiğimiz ender liderlerden biri haline geldi. Elbette bunda 3 Kasım seçimlerinde ona 370 milletvekili gibi olağanüstü bir destek veren Türk halkının büyük bir payı var. Çünkü bu çoğunluk Erdoğan'ın hareket alanını genişletti, kendine güvenini artırdı, demokratik güç yoğunluğunu kazandı, dünyada Güçlü Başbakan olarak algılandığı için onlara karşı eli güçlendi ve daha birçok yararları oldu. Son dört yıla baktığımızda Türkiye'nin eski Türkiye olmaktan çıktığını görmek için analiz üstadı olmaya gerek yok. Türkiye her yerde. Başbakan bir bakıyorsunuz ABD başkanıyla görüşüyor, bir bakarsınız Putinle, Chirakla, Merkel'le, Blair'le, S. Arabistan Kralıyla, İran Cumhurbaşkanıyla, AB dönem başkanıyla, İtalya Başbakanıyla görüşüyor. Hatıralarda kalan rahmetli Ecevit ile Bush'un görüşmesi fotoğrafı nere Erdoğan'ın kendinden emin, külhanbeyi gibi yabancı ülke liderleriyle görüşmeleri nere? Ülkemizi iyi temsil ediyor. İyi manevralar yapıyor. Her gün en az üç devlet başkanıyla görüşüyor. Türkiye son dört yılda AB ülkeleri arasında büyük bir önem kazandı. Süper güçler nezrinde büyük bir öneme haiz. Komşu İran-Suriye gibi ülkeler Türkiye'den ç ok şeyler bekliyor. Tüm bu dış ilişkilerin kazanımlarında elbette Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül'ün de payı çok büyük. Erdoğan Gül ikilisinin uyumu önemli şeyler kazandırıyor. Halk nezdine bakalım bir de. Dün Afyon'da çiftçiler köylüler sevgi gösterisinde bulunuyor. Halkın büyük bir bölümü halen Erdoğan'a güveniyor. Yanlış yapmaz diye inanıyor. Bir de karşısındaki alternatiflere bakıyor, Baykal-Ağar, Bahçeli, diğerlerini sayacak olursak satırlar yetişmez. Onların durumuna bakıyor Erdoğan'a bakıyor ve Erdoğan'a güveniyor. İşte bu durum alternatifsiz kılıyor. AB Türkiye'yi kaybetmeyeyim diye telaşa düşüyorsa, Amerika Türkiye'nin temaslarına gıptayla bakıyorsa, Rusya'da yapılan ankette Rus halkı bile Erdoğan gibi lider istiyorsa, yaşlı Avrupa'da Türkiye bir yıldız gibi görünüyorsa tüm bunların bir sebebi var heralde. 2000-2001 yıllarını düşünelim, o dönemin kaoslu günlerini hatırlayalım, dış ilişkilerdeki kopukluklara bakalım, insanların yarına bakışlarını ve ne kadar karamsar olduğunu hafızalarımızda tazeleyelim ve şu anki duruma bir göz atalım. Sonra elimizi vicdanımıza koyup doğru bir karar verelim. Partizanlıktan uzak, objektif bir şekilde olayları gelişmeleri ardı ardına sıralayalım. Sonuç; Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti'nin son 50 yılda yetiştirdiği liderlerin ön saflarında yer alıyor. Hataları, yanlışları yok mu? Elbette var. Onu da başka bir yazımda uzun uzun yazacağım. Hatasıyla sevabıyla şimdilik o bir lider. Bunu söylediğim için bana kızan dostlarım, siyasetçiler olacak elbette. Ama gerçek bu ne yapayım. Keşke diyebilseydim ki Baykal tam bir lider, Bahçeli tam bir lider, Ağar tam bir lider, Kutan tam bir lider!... Ama diyemiyorum. Yanılıyor muyum?
|