|
Doğu Garajı uygulamasını köylü şehirli ayrımına dökmek, ortamı germek ve bundan siyasal rant elde etmek isteyenler olabilir. Şehrin estetiğini, şehrin geleceğini değil de kısa vadede oy hesabı yapmak isteyenler de olabilir. Ama şu bir gerçek ki bu şehirde yaşayan insanların çok ama çok büyük bir bölümü zaten köylü. Bizler de köylüyüz. Garaj hikâyesini köylü şehirli ayrımına dökmeye çalışmak abesle iştigaldir, ucuz bir siyaset anlayışıdır. İşportacılığı bitiren ve bu yüzden tebrik alan yerel yönetimler değil miydi, esnafların tezgâh açmasını engelleyip çarşı estetiğini ve çarşının yaşanabilirliğini sağlayan yerel yönetimler değil miydi? İşte benzeri bir uygulama da köy garajı uygulamasıdır. Trafik akışı itibariyle bir hayli sorunlar varken tüm köylerin otobüslerini, dolmuşlarını illa da Sivas caddesine sokacağım demenin savunulur hangi yanı var. Kaldı ki Bünyan Garajına baktığımız zaman baraka tipi, gecekondu tipi garajlar. Bunun yerine biraz daha ileride Galericiler sitesi yanında modern bir terminal yapılmış ve köy arabalarının buraya inmesi isteniyorsa bunun neresi köylü yerli ayrımı? İşte daha yeni Avusturya ve Almanya'dan döndük. Daha önce de İtalya ve Hollanda'ya gitmiştik. Merkezi yerlere değil köy otobüsleri araç bile sokmuyorlar. Yaşanabilir ve güzel bir şehir için elele vermemiz gerekirken işi siyasete döküp köylü şehirli ayrımı yapmak kimseye bir şey kazandırmaz. Köy de bizim kent de bizim. Doğu da bizim batı da bizim. Hiçbir siyasetçi seçim ortamına girilen şu dönemde kendisini riske atarak şehrin düzen ve intizamı için köy otobüslerini biraz dışarıya almak istemez. Ama şehrin geleceğini düşünen siyasetçiler yöneticiler mutlaka bunu yapmak zorundadırlar. Esnaflardan çekinip tezgâhlara müsaade edilse, işportacılardan çekinilip her yere el arabalarının durmasına göz yumulsa, köy arabalarının şehrin içinde dolaşmalarına imkan verilse o zaman ne olur dersiniz? Ne yapılıyorsa şehrin güzelliği ve derli toplu olması için yapılıyor. Sigortacılar sitesi yapıldı kimse gitmek istemedi ama sonra gittiler, kömürcüler sitesi, matbaacılar sitesi aynı şekilde sancılı bir geçişle oldu ama şimdi gayet sistematik bir görüntü halini aldı. Yarın terminal ambara yapılınca benzeri tartışmalar yapılacak, batı garajı da yapılınca aynı sancılar çekilecek. Geçiş süreçleri biraz gürültülü olacak fakat sonuçta şehir gerçek bir şehir olacak. Eğer düz mantıkla gidersek her yer baraka ve gecekondu olur. Şehrin geleceğini düşünenler elbette birtakım risklere göğüs germek durumundadırlar. Bu karın boşluğunu görüp buradan saldırmak ve gerilim doğurmaya çalışmak ise ucuz bir siyaset anlayışından öte gidemez. Şimdi geriye dönüp bir bakalım. Ne yani Hal yeri meydanda dursa mıydı, Hacılar durağının orası amele pazarı olarak kalsa mıydı, Hunat civarı kağnı pazarı olarak mı devam etseydi. Şehrin göbeğinde kömürcüler oduncular mı bulunsaydı, matbaa makineleri yine binaların altında şehrin göbeğinde mi kalsaydı, meydandan tüm okul servisleri de dahil, dolmuşlar da dahil hepsi geçse miydi? İşportacılar tüm caddeleri, sokakları kaplasa mıydı? Gecekondular dağı taşı doldursa mıydı? Kentimizin merkezi barakalarla mı donatılsaydı? Şimdi köylü şehirli ayrımı diyenler yetkili makamlarda oturuyor olsalardı farklı ne yaparlardı? Bir tane Kayseri var. Bu Kayseri'yi kirletmeye kimsenin hakkı yok. Her şey düzenli, nizamlı, intizamlı olmak zorunda. Eskiden mobilya fabrikaları bile şehrin içindeydi. Böyle mi kalsaydı? Bakın şimdi genişleyen büyüyen ve sektör olan bir organize Sanayimiz var. Bunun neresi kötü. İleriyi düşünmeyen, geleceği düşünmeyen siyasetçi siyasetçi olamaz. Bakın sürekli Osman Kavuncunun caddeleri yolları geniş yapmasından dolayı rahmetle anıyoruz. Adam geleceği düşünmüş. Karatepe dolmuşları meydandan geçirmedi diye yeri göğü inletmişlerdi, kömürcüler biz yerimizden kımıldamayız diye feryat etmişlerdi. Yapılan hiçbir şey kötü olmuyor. Daha sonra anlaşılıyor, geçiş dönemleri biraz sancılı oluyor. Yeter ki birileri çıkıp garajda siyaset yapmaya çalışmasın. Büyük düşünsün projeler üretsin ve şehrimizi modern bir kent haline dönüştürsün.
|