Bundan tam 17 yıl önce Doğu Türkistan’da bir katliam meydana geldi. Ramazan ayının 17. günü Kaşgar’a bağlı Aktu nahiyesinin Barın kasabasında bir camiyi tamir ederek ibadete uygun hale getirmeye çalışan Müslüman Uygur Türkleri, Çin işgal güçlerinin engellemeleri ile karşılaştılar. Bunun üzerine Çinliler üzerlerine silahlarla ateşe başladıkları Doğu Türkistanlılardan birkaç tanesini şehit etti. Çin askerlerinin ateşi sonucu kardeşlerinin şehit olduğunu gören halk ayaklanarak karşı saldıra geçti ve bir direniş başlamış böylelikle başlamış oldu.
Olayların büyümesi üzerine yokluk içinde bağımsızlık savaşının ateşi tekrar yakılmaya başlandı. Doğu Türkistanlı Türkler, ellerine geçirdikleri kazma, kürek, balta ve bıçaklarla tam teçhizatlı Çin askerlerine karşı mücadeleye başladılar. Her zaman olduğu gibi Türklerden korkan Çinlilerin destek çağırmasıyla bir anda ortalık savaş alanına döndü. Binlerce asker, bir avuç Doğu Türkistanlıyı yok etmek için ateş kusmaya başladı. Ancak Kürşat’ın 40 arkadaşıyla Çin sarayı basması gibi bir Türk dünyaya bedel sözünü tekrar tekrar hatırlatırcasına kahramanca savaşan Uygur Türkleri, şehadet şerbetini içseler de tarihteki altın sayfada kendilerine güzel bir yer ve Allah katında da cennet kazanmış oldular.
Bu mücadele üzerinden 17 yıl geçmesine karşın hala sıcaklığını koruyor. Hala Doğu Türkistanlılar Çin’in yüreğine korku salmaya devam ediyor. Esaret altındaki güzel vatanımızda Barın ateşi daha küllenmedi. Kor gibi sıcak ve Çinlilere hesap sormak için her gün daha da fazla yanıyor.
Vatanımızın içinde ya da bizim gibi başka ülkelerde yaşayan Doğu Türkistanlılar hep bir ümit içinde olmuştur. Çünkü Türklerin bu kadar uzun yıllar esir kalmalarına tarih şahit değildir ve bizler tarihi yine buna şahit etmeyeceğiz.
Doğu Türkistan’ın bağımsızlık yolundaki en büyük engeli olarak gördüğümüz riyakâr insanlar ile her toplumun içinden çıkabilecek olan vatan hainlerine karşı da her zaman uyanık olmalıyız.
Özellikle Doğu Türkistanlı gençlerin, bilinçli bir şekilde yetişmeleri ve Doğu Türkistan’ı unutmamaları için Dernekler bazında iyi bir organizasyon ve çalışma yapılmalıdır. Çünkü geçmişini unutan, benliklerini kaybeden insanlar olamayız, böyle bir lükse sahip değiliz. Bizler her zaman birer Müslüman birer Türk olduğumuzun bilincinde olarak, atalarımıza yakışır birer insan olmalıyız.
1990 yılı Nisan ayının 4-6’sına rastlayan günlerde vatan için millet için, din için savaşan kardeşlerimizi hep rahmet ve minnetle anacağız. Her zaman dualarımızla onların yanında olacak ve onların bize gösterdiği yolda ilerlemeye devam edeceğiz.